![]()
![]()
ÇOCUKLUK ÇAĞINDA LÖSEMİLER:
Çocukluk çağındaki kanser vakalarının %35'ini lösemiler oluşturur ve birinci sıradadır. Lösemiler hücre cinsine göre; ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) ve AML (Akut Myeloblastik Lösemi) olmak üzere 2 ana gruba ayrılır. Kendi içlerinde de alt sınıflar tanımlanabilir.Türkiye'de her yıl 16 yaşın altında 1200-1500 yeni lösemili çocuk vakası bildirilmektedir.
Lösemi nedenleri henüz tam olarak aydınlatılmamıştır. Sitogenetik ve moleküler tekniklerdeki yeni gelişmelerle; genetik yatkınlıklar, radyasyon, benzen ve türevleri (bali, vs.), böcek ilaçları gibi kimyasal maddeler, bazı kalıtsal hastalıklar ve bazı viral hastalıkların hep birlikte lösemiye neden oldukları çalışmalarla gösterilmiştir. Lösemi her yaşta görülmektedir. En sık çocukluk çağında 2-5 yaşlarında artmaktadır. 1 yaşın altında, 10 yaşın üstündeki yeni vakalarda tedaviye cevap azalmaktadır.
Herhangi bir etkiyle damarlarımızda dolaşan kanın esas yapım yeri olan kemik iliğimizdeki ana hücrelerde oluşan şifre değişikliği ile blast adını verdiğimiz olgun olmayan kan hücrelerinde artış meydana gelmektedir. Bu hücreler hızla yayılarak kemik iliğini, lenf bezlerini, dalağı, karaciğeri, bey,n ve merkezi sinir sistemini tutmaktadır.
BELİRTİLERİ:
ilk gözlenen bulgulardır.Ayrıca yayıldığı organlara ait belirtiler, örneğin başağrısı, kusma, karın ağrısı, görme bozuklukları önem taşıyabilir. Bu yakınmalarla müracaat ettikleri çocuk hematoloji (kan hastalıkları) uzmanlarınca yapılan muayenede çoğunlukla karaciğer ve dalak büyümesi, lenf bezlerinde genişleme, kanama bulguları tespit edilebilir.
Yapılan kan, kemik iliği, hücre tipini belirleme ve genetik tetkikler sonucu kesin tanı konulabilir.
Tanıdaki ayrıntılı testler genellikle lösemi tiplerini, tedavi prensiplerini belirlemede yardımcı olacaktır.
TEDAVİSİ:
Tedavi öncelikle genel durumun düzeltilmesi yöntemleri ile başlar. Bu safhada kan veya kanın içindeki özel hücrelerini donörlerden (gönüllü kan verici kişi) alınarak lösemili hastaya verilmesi, enfeksiyon mevcutsa gerekli mücadelelerin yapılması, böbreklerin, karaciğer ve kalbin kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinden korunma önlemlerinin alınması çok önemlidir.
Ayrıca hastaların ve ailelerin hastalık hakkında bilgilendirilmesi, löseminin umutsuz değil, tersine iyi bir tedavi ve moral desteği ile lösemide %85'lere varan oranda iyileşmenin sağlandığının açıklanması tedavinin ikinci basamağıdır.
TEDAVİ ESASLARI ve İLK TEDAVİ:
Çok yüksek doz, birbirinden farklı en az 6 çeşit ilacın 4-6 hafta içerisinde damardan ve ağızdan verilmesidir. Burada amaç, blast adı verilen kötü huylu ana hücrelerin yok edilmesidir.
Ancak bu kemoterapi ilaçları, maalesef yalnızca kötü hücreleri etkilememekte, vücudumuzun iyi, faydalı hücrelerini de yok etmektedir. Bu nedenle, çocuklarımızın saçları dökülmekte, ağızlarında, bağırsaklarında yaralar açılmakta, halsizleşmektedirler. Yine, vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyan savunma hücreleri de ilaçlarla yok edildiğinden immün sistem yıkılmakta, en ufak bir mikrop, hastalık etkeni dahi tüm vücuda yayılıp ağır ateşli enfeksiyonlara neden olmaktadır.
Bu nedenle lösemili çocuklarımız etraflarındaki insanlardan, havadan, sudan mikrop almamak ve korunmak için maske takmaktadırlar.
TEDAVİ METODLARI:
Lösemi hastalığının tedavisindeki temel prensip kemik iliğindeki ana kan hücrelerinde oluşan şifre değişikliği ile olgun olmayan blast adı verilen hücrelerin çoğalmasını durdurmak ve sonrasında normal kan elemanlarının yapılmasını sağlamaktır.
Kötü huylu blast hücreler çok hızlı çoğalırlar. Bunlar olgunluk ve çoğalma zamanlarına göre çeşitli evrelere ayrılırlar: 1) Mitoz, 2) G devresi, 3) S devresidir. Tedavideki amaç; birbirinden farklı etkilerdeki ilaçların bir program çerçevesinde uzun süre kullanılarak tüm safhalardaki blastların öldürülmesidir.
Yaklaşık 3 yıl süren tedavide 4 safha yer alır:
1- YÜKLEME TEDAVİSİ (Balyoz Harekatı):
Birbirinden farklı 5-6 çeşit ilaç damardan aynı anda verilir. Amaç kötü huylu hücrelerin 2 ay içerisinde hızla öldürülmesidir. Vücudumuzu işgal etmiş düşman kuvvetlerine karşı dost birliklerin topla, tüfekle, bombayla taarruzudur. Adeta bir Kurtuluş Savaşı başlamıştır.
2- PEKİŞTİRME TEDAVİSİ (Jet Tesiri):
Paniğe kapılan, dağılan kötü hücreler hemen kendilerini korumak, direnebilmek için zırhlara bürünmekte, gizlenmekte ve çoğalmaya çalışmaktadır. Vücudumuzun silahlı kuvvetleri ile birlikte dost güçler havadan, karadan ve denizden düşmana bombalarla saldırmaktadır. 3-4 ay süren bu tedavide çok yüksek doz birbirinden farklı tesirli ilaçlar damardan verilmektedir.
İşte bu sırda maalesef vücudumuzdaki faydalı hücreler de ölmekte, saçlar dökülmekte, ağızda yaralar çıkmaktadır.
3- ÖNLEYİCİ TEDAVİ (İstihbarat):
Kemik iliğinde yenilmiş, parçalanmış, dağılmış düşman hücrelerinin beyin ve sinir sistemi ve üreme organlarımıza yerleşerek, sinsi sinsi faaliyete geçmelerini önleyici tedavidir. Bazı durumlarda radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanabilir. Bir nevi gizli servis işlevini üstlenirler.
4- YENİDEN ÖRGÜTLENMEYE İZİN VERMEYEN DEVAMLILIK TEDAVİSİ:
Amaç artık tamamen yok edilmiş düşman hücrelerinin vücudumuzda herhangi bir şekilde yeniden çoğalmalarını önlemektir. En son blast yok edilinceye kadar tek tek bulunup parçalanması sağlanır. Yaklaşık 2.5-3 yıl kadar devam eder.
TEKRARLAYABİLİR Mİ?
Toplam 3-3.5 yıl süren tedavi sonunda % 85'lere varan oranda tamamen iyileşme sağlanır. Tedavi sonrasında yalnızca kontrollerle izlenen çocuklarımız, tüm sağlılı kardeş ve arkadaşları gibi normal yaşantılarını sürdürürler. hepimizde olabileceği gibi hastalığı yenmiş bireylerde de löseminin yeniden görülme olasılığı az da olsa vardır. Bu durumlarda da benzer tedaviler ve/veya kemik iliği nakli uygulanabilir.
TEDAVİ PROGRAMLARI:
Kemoterapide seçilen ilaçlar ve hangi zamanlarda, ne dozlarda verilecekleri uzun süren deneyler ve uygulamalar sonrasında belirlenmektedir. Türkiye'den de birçok değerli bilim adamının katıldığı bu çalışmalar, Hematoloji dergilerinde, kongrelerde açıklanmakta ve kullanıma sunulmaktadır. Oluşturulan bilimsel kurumlarda tedavinin başarısı ya da başarısızlıkları izlenmekte ve sonuçları değerlendirilmektedir. Aksayan noktalar, ulusal ve uluslararası bilimsel kurullarda değerlendirilerek yeni ilaçlar, yeni dozlar ya da değişik metodlar uygulamaya konulmaktadır.
KEMOTERAPİ İLAÇLARI:
Lösemi teavisine özgü ilaçların tümü maalesef yurtdışından temin edilmektedir. nakliye sırasında bozulmaması, uygun koşullarda sulandırılması, ısıdan ve ışıktan korunması, istenen sürede ve hızda verilmesi ve damar dışına kaçırılmaması gibi son derece zor ve titiz çalışmaların bir arada olması gerekir.
MALİYET:
Tedavide kullanılan ilaçlar son derece pahalıdır. Bir kutusu 100 milyon lira civarındadır. Yüzlerce şişe ilaç kullanılmaktadır. Kateterleri, kitleri, serumları, kan ürünleri hesaplanacak olursa tedavi maliyeti yüz milyarlarca lirayı bulmaktadır.
LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİNİN PROBLEMLERİ:
KEMİK İLİĞİ NAKLİ NEDİR?
Çocukluk çağı lösemilerinde esas olan ilaçla tedavidir. Toplam 3-3.5 yıl süren kemoterapi sonunda % 85'lere varan oranda tamamen iyileşme sağlanır. Tedaviye cevap alınamayan vakalarda ve bazı özel durumlarda kemik iliği nakli uygulanabilir (%5-10 oranında).
TEDAVİNİ ESASLARI NELERDİR?
Kemik iliği naklinde temel prensip, kan hücrelerinin yapımını sağlayan ana-kök hücrelerin sağlam bireylerden (verici-donör) alınarak lösemi hastasına verilmesidir. Böylece normal kan yapımı sağlanmış olur.
KİMLERDEN KEMİK İLİĞİ ANA-KÖK HÜCRELERİ ALINIR?
1- Doku grupları (HLA) uygun kardeşlerden veya nadiren diğer aile bireylerinden (ALLOJENİK).
2- Doku grupları (HLA) uygun akraba olmayan vericilerden (Kemik İliği Doku Bilgi Bankası aracılığıyla).
3- Hastanın kendi kemik iliğinin dondurularak saklanması ve gerektiğinde verilmesi.
4- Damarlarımızda dolaşan kanın içindeki ana-kök hücrelerin özel bir yöntemle toplanarak hastaya verilmesi.
5- Göbek Kordonu Kanı: Yeni doğan kardeşin ana-kök hücrelerden zengin plasentasından (eş) toplanan kanın kullanılması.
NASIL KEMİK İLİĞİ ALINIR?
Toplama işlemi ameliyathane koşullarında genel anestezi altında uyutularak yapılır. Özel iğneler kullanılarak kemik içine girilerek ilik enjektörlere çekilir. Belirli miktarda alınan ana-kök hücreler özel torbalarda, filtre edilerek bekletilmeden lösemi hastasına damar yoluyla verilir.
Ana-kök hücrelerin çok çok az bir kısmı alındığından verici-donör için yapılan işlemin hiçbir sakıncası yoktur.
Nakil işlemlerinden sonra 3 hafta içinde sağlam ana-kök hücrelerden kan hücrelerinin hızla yapımı başlar. Verilen kemik iliğinin alıcıda reddini önlemek amacıyla 6 ay kadar koruyucu tedaviler uygulanır.
KEMİK İLİĞİ NAKLİNİN BAŞARI ORANI:
Dünyanın gelişmiş hematoloji merkezlerinde olduğu gibi ülkemizde de kemik iliği nakli başarıyla yapılmaktadır. Löseminin cinsine ve vericinin uygunluğuna göre değişmekle birlikte sonuçlar olumludur. %43 ile %83 oranında başarı elde edilmektedir.
YAN ETKİLERİ:
Alıcı lösemi hastasının kemik iliği nakline hazırlanma aşamasında ve sonrasında çeşitli ciddi komplikasyonlar çıkmaktadır. Geç dönemde de normal kişilere göre 5 kez daha fazla oranda yeniden lösemi ya da çeşitli kanser tipleri ortaya çıkabilir.
Kemik iliği naklinden 1 yıl sonra, lösemili çocuklar sağlıklarına kavuşmakta ve normal yaşantılarına dönebilmektedirler.
Ülkemizde hasta başına ortalama 25.000 dolara malolan kemik iliği nakli, yurt dışında bir sağlık turizmi haline getirilmiş olup 100.000-250.000 dolar harcanmaktadır. Bu nedenle; Türkiye'de daha çok sayıda özelleşmiş kemik iliği nakli merkezinin hizmete açılması yararlı olacaktır.
Lösemide Sözlük
A
Akut: 1- Keskin; şiddetli; ağır. 2- Aniden şiddetli belirtilerle başlayan fakat kısa seyir izleyen; akut.
Alopecia: (Alopesi) Saçların kısmen veya tamamen dökülmesi; saç dökülmesi.
Anemi: Çeşitli sebeplere bağlı olarak kanda eritrosit sayısının azalması, hemoglobin ve hematokrit değerlerinin normalin altına düşmesiyle belirgin durum; kansızlık; anemi.
Antiemetic agent: Kusmayı önleyici veya durdurucu ilaç.
Akut lösemi: Hızla ilerleyen lösemi.
Allogeneic bone marrow transplantation: (Alojenik Kemik İliği Nakli) Hastanın kemik iliğini genetik olarak aynı olmamasına rağmen uyuşabilir bir donörden aldığı prosedür.
Antibiyotik: 1- Antibiosis ile ilgili 2- Bazı mantar (küf) ve bakterilerden elde edilen, keza sentetik olarak da hazırlanan mikroorganizmalar üzerine öldürücü veya gelişmelerini durdurucu etkiye sahip madde; antibiyotik.
Anticonvulsant: Konvülsüyonları durduran, önleyen veya kontrol eden ilaç.
Aplastic anemia: (Aplastik Anemi)Kemik iliğinin hücre üretmesindeki başarısızlığından kaynaklanan kanın bazı yerlerindeki yetersizlik.
Absolute neutrophil count (ANC); absolute granulocyte (AGC): Kişinin enfeksiyona karşı savaşabilme belirtisini veren kandaki toplam nötrofil sayısı.
ALL: ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi). Löseminin ağırlıkla çocuklarda ortaya çıkan, olgunlaşmamış lenfoblastların frenlenmeyen üretimi olarak tanımlanan akut bir şekli.
AML: AML (Akut Myeloblastik Lösemi) Löseminin olgunlaşmış ve olgunlaşmamış anormal granülositlerin büyük bir hızla artışı ile tanımlanan akut bir şekli.
Alojenik Nakil: iliğin başka bir kişi tarafından bağışlandığı kemik iliği nakli şekli.
B
Bone marrow transplant: (Kemik İliği Nakli)Vericiden alınan kemik iliğinin ven yoluyla alıcı dolaşımına verilmesi; kemik iliği nakli (kemik iliği, sternum veya ilium’dan aspirasyon yoluyla alınır.
Allogeneic (Alojenik)
Kemik iliğinin bir kişiden (donör) başka bir kişiye verilmesi.
Autologous (Otolog)
Kişinin önceden çıkarılmış ve saklanmış kendi kemik iliğinin infüzyonu.
Syngeneic (Eşsoylu)
Kemik iliğinin aynı olan ikizlerin birinden alınıp diğerine verilmesi.
B cells: (B hücreleri) Kemik iliğinde gelişen ve antikor kaynağı olan beyaz kan hücreleri. B lenfositleri olarak da bilinir.
Basophil: (Bazofil) Bir çeşit beyaz kan hücresi. Bazofiller grönülositlerdir.
Bioimmunotherapy: Bağışıklık sisteminin enfeksiyon ve hastalıklara karşı savaşabilme yetisini uyarmak veya iyileştirmek için yapılan tedavi.
Biological therapy: (Biyolojik terapi) Vücudun bağışıklık sisteminin kansere karşı savaşmak ya da bazı kanser tedavilerinin yan etkileri azaltmak için direkt veya dolaylı olarak kullanımı.
Biopsy: (Biyopsi) Mikroskopik muayene için alınan doku parçası.
Blasts: Olgunlaşmamış kan hücreleri.
C
Cancer: (Kanser) Habis hücrelerin kontrol edilemediği ve vücudun diğer parçalarına yayıldığı bir hastalık.
Carcinogen:(Kanserojen) Kansere neden olan madde. Örneğin sigara içinde var olan nikotin kanserojen bir maddedir.
Central venous catheter: Kalbin yanında geniş bir damara cerrahi olarak yerleştirilen ve göğüs veya karından çıkan özel bir intravenöz tüp. Kateter ilaçları, sıvıları veya kan ürünlerini vermeye ve kan numuneleri almaya yarar.
Chemotherapy: (Kemoterapi) Kanserin ilaçlarla tedavisi. Terim genellikle kanseri tedavi etmek için verilen hücreleri tahrip edici ilaçlar için kullanılır.
Adjuvant chemotherapy
Genellikle tüm bulunan tümörler cerrahi ya da ışın tedavisi ile alındıktan sonra, kalan kanser hücrelerini öldürmek için verilen kemoterapi.
Combination chemotherapy
Kanser tedavisi süresince birden fazla ilacın kullanılması.
Chronic: (Kronik) Uzun zamandan beri süren.
Colony-stimulating factor (CSF): Kemik iliğinin daha fazla hücre üretmesini sağlamak için kullanılan enjekte edilebilir madde.
Carcinoma: (Karsinoma) Epitelyal hücrelerden gelişen kötü huylu tümör (oluştuğu yerdeki tahribatına ilaveten komşu dokulara yayılma, lenf yollarıyla uzak organ metastazları gösterir.
Cauterization: Anormal hücreleri yok etmek için ısı kullanımı.
Cell: (Hücre) Her organizmanın temel birimi.
Cell differentiation: (Hücre Farklılaşması) Hücrenin yapı veya görev bakımından kendine has özellik taşıyacak şekilde gelişmesi; farklılaşma.
Chronic leukemia: (Kronik Lösemi) Yavaş ilerleyen lösemi.
CNS prophylaxis: Merkezi sinir sistemine yapılan kemoterapi veya radyasyon tedavisi.
Colony-stimulating factors: Kan hücrelerinin üretimini sağlayan maddeler. CSF ile tedavi, kan oluşturan dokunun, kemoterapinin ve ışın tedavisinin etkilerinden kurtulmasına yardımcı olabilir.
Combination chemotherapy: (Kombinasyon Kemoterapi) Daha etkili sonuçlar elde etmek için iki veya daha fazla kimyasalın kullanıldığı tedavi.
Computed tomography: (Bilgisayarlı Tomografi) Hasta çevresinde dairesel dönüş gösteren x ışını tüpünden dokulara geçen ışınların dedektörler aracılığı ile kaydedilerek bilgisayardaki matematiksel işlem sonucu, incelenen vücut bölgesi veya organın kesitler halinde görüntülenmesi; bilgisayarlı tomografi (monitör ekranında siyah-beyaz veya renkli olarak beliren görüntü, filme alınır).
CBC (complete blood count): (Tam kan sayımı) Kanın bir milimetreküpündeki etritrosit, lökosit ve trombosit miktarının sayımı.
Chronic myelogenous leukemia (CML): (Kronik miyeloid lösemi) Yavaş ilerleyen bir hastalıktır ve kemik iliğindeki grönülositlerin artmış üretimi olarak tanımlanır.
Consolidation: (Konsolodisyon) Hayatta kalan kanser hücrelerini yok etmek için yeni ilaç kombinasyonları oluşturan protokol.
Cytomegalovirus (CMV): İmmünosupresyonlu hastalarda öldürücü enfeksiyonlara neden olabilecek herpes virüsler grubundan bir tanesi.
Cytotoxic: (Hücre öldürücü) Hücrelerin ölümüne neden olan.
D
Donor: (Donör) Kan, kemik iliği vs bağışında bulunan kişi; verici.
Drug resistance: (İlaç Direnci) Hücrelerin belirli bir ilacın etkilerine direnç gösterebilmesinin sonucu.
Dysphagia: (Disfaji)Yutma güçlüğü.
Dyspnea: Nefes almada güçlük veya acı; nefes darlığı.
Dysuria: Zor ya da ağrılı idrar yapma; disüri.
Diagnosis: (Tanı) Hastalığın teşhisi; tanı; belirtilere göre ait olduğu hastalığın belirlenmesi; teşhis koyma; diagnoz.
Delayed intensification: Kalan kanser hücrelerini öldürmek için tedavi.
E
Electrocardiogram (EKG or ECG): Kalbin elektriksel faaliyetinin kayıtlarını alan test; elektrokardiyograf ile elde edilen çizelge.
Erythrocyte: (Alyuvar) Oksijeni vücudun hücrelerine taşıyan ve karbondioksiti uzaklaştıran kırmızı kan hücresi; alyuvar; eritrosit.
Extravasation: (Ekstravasyon) İntravenöz sıvıların ya da ilaçların infüzyon bölgesini çevreleyen dokuya sızması. Bu doku hasarına yol açabilir.
Erythroleukemia: (Eritrolösemi) Kanda genç eritrosit ve lökositlerin aşırı miktarda artışı ve bir kısmının atipi göstermesi ile belirgin öldürücü seyir gösteren ağır anemi; eritrolösemi.
Etiology: (Etyoloji) Hastalık sebeplerini araştırıp inceleyen bilim dalı..
F
Fluoroscopy: (Flüoroskopi) İç organları hareket ederken izlemeyi mümkün kılan bir x-ışını yöntemi.
Fluorouracil: Bir antikanser ilacı; sitostatik olarak kullanılan bir ilaç.
Follicles: (Folikül) Saçın uzadığı kesecikler; küçük kese veya kese şeklinde oluşum; özellikle salgı yapan kese şeklinde küçük bez; folikül.
Fractionation: (Damıtma)Toplam radyasyon terapisi dozunu daha küçük, eşit birkaç doza bölerek birkaç günde verme.
Finger poke: Labratuvar teknisyeninin küçük bir kan örneği almak için parmak ucunu delmesi.
G
Granulocyte: (Granülosit) Bakteriyi öldüren bir çeşit beyaz kan hücresi; sitoplazmasında granüller gösteren lökosit; granüllü lökosit; granülosit.
Gene: (Gen) Kromozom üzerinde yerleşmiş, kalıtsal özellikleri taşıyanirsiyet birimi; genetik unsurun -ultramikroskopik- en küçük parçası; gen.
Gene deletion: (Gen Kaybı) Bir genin tamamen kaybedilmesi veya eksikliği.
Genetic: (Genetik) Genlerdeki DNA ile aileden çocuklara geçen, kalıtsal; genlerle ilgili.
Graft-versus-host disease: (Graftın Alıcıyı Reddi) Nakledilen kemik iliğinin hastanın kendi dokusuna verdiği bir tepki;
Graft: Bir kişiden (donör) alınıp diğerine (alıcı) nakledilen doku.
H
Hematologist: (Hematolog) Kan ve kemik iliği sorunlarında uzmanlaşmış doktor; hematoloji uzmanı; hematolojist.
Hematology: (Hematoloji) Kan, kan yapıcı organlar ve kan hastalıkları ile ilgili tıp dalı..
Hormones: (Hormon) İç salgı bezi tarafından salgılanarak kana geçen madde.
Human leukocyte antigen test (HLA): (Lökosit antigen testi) Donörle alıcının kanlarının veya kemik iliğinin nakil için uygun olup olmadığını görmek amacıyla yapılan özel bir kan testi.
I
Immunity (Immune system): (Bağışıklık Sistemi) Vücudun hastalık veya alerji oluşturan etkene karşı önceden direnç kazanması hali; bağışıklık; immunite. Immunosuppression: (immünosupresyon ) Vücudun antijene karşı göstereceği cevabın önlenmesi; özellikle doku implantasyonunda vücudun dokuyu kabullenmesi için bağışıklığın ortadan kaldırılması. Immunotherapy: (immünoterapi) Herhangi bir antijen’e karşı vücutta yapay bağışıklık oluşturma; bu amaçla yapılan tedavi. Infiltration: (İnfiltrasyon) Sıvının veya ilaçların dokulara sızması ki bu şişliğe neden olabilir. Infusion: (İnfüzyon)Sıvıları veya ilaçları yavaş şekilde ven içine veya deri altına verme. Infusion pump: (İnfüzyon pompası) Ölçülmüş miktarlarda sıvı veya ilaçları belirli bir zamanda kan akışına veren bir aygıt. Injection: (Enjeksiyon) Damar, doku, kanal veya boşluk içine şırınga aracılığıyla herhangi bir sıvı (ilaç vb.) verme; zerk; enjeksiyon.
Intramuscular (IM) injection
Kas içine enjeksiyonIntravenous (IV) injection
Damar içine enjeksiyon.Subcutaneous injection
Deri altında kaba dokuya enjeksiyon.
Interferon: Virüsle karşılaşan hücrede enfeksiyona karşı kendisini koruyucu olarak gelişen protein yapısında bir madde. Interleukin: (interlökin) Vücut tarafından bırakılan doğal olarak üretilen kimyasal.
Immunodeficiency: (Bağışıklık yetersizliği)Kişide herhangi bir sebeple yeterli bağışıklık oluşamaması hali. Incidence: (Insidans) Oluş veya görülüş sıklığı; hastalığın görülüş oranı.
Intravenous-access line: Çeşitli solüsyonların yada ilaçların direkt olarak kan içerisine infüzyonunu sağlayan damar içine yerleştirilen ve boruya bağlı olan içi boş bir metal, veya plastik tüp.
J
Juvenile myelomonocytic leukemia: (Juvenil myelomonositik lösemi) Kanser hücrelerinin sıklıkla cilt, akciğer veya bağırsakların dokularına yayıldığı çocukluk çağı lösemisinin az görülen bir şekli.
K
Kan hücreleri: Kemik iliğinde üretilen çok ufak yapılar, kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri ve trombositlerden oluşur. Kan Sayımı: Kan numunesindeki kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin ve trombositlerin sayısı. Kemik İliği: Kemik iliği; kemiğin ortasındaki boşluğu dolduran, beyaz ve kırmızı kan hücrelerini ve trombositleri üreten yumuşak madde. Kemik İliği biopsisi ve aspirasyonu: Kemik iliği biyopsi ve aspirasyonu. Kemik iliği numunesi çekmek için kemiğin içine bir iğne sokma prosedürüdür.
L
Leukemia: (Lösemi) Kemik iliği ve lenfoid dokularda aşırı lökosit oluşması ve kanda aşırı lökosit artımı ile belirgin öldürücü hastalık; lösemi.
acute lymphoblastic: (Akut lenfoblastik) Genellikle 15 yaşın altındaki çocuklarda görülen, olgunlaşmamış lenfositler ve onların daha ilkel şekillerinin artışı ile belirgin akut lösemi.
acute myeloblastic: (Akut miyeloblastik) Miyeloblastların artımı ile belirgin, anemi, granülositopeni ve trombositopeninin de eşlik ettiği akut lösemi.
chronic myelogenous: (Kronik myeloid) Miyelosit ve miyeloblastların artışı ile belirgin, aşırı granülositoz ve bazen trombositozun da eşlik ettiği kronik lösemi; kronik miyelositik lösemi (vakaların %90ında lökosit kültüründe kromozom anomalisi-Filadelfiya kromozomu- görülür.
Leukocyte: (Akyuvar) Beyaz kan hücresi; lökosit.
Leukopenia: (Lökopeni)Kanda lökosit sayısının azalışı.
Lymphocytes: (Lenfosit) Virüsleri öldüren ve yabancı maddelerin saldırısına karşı savunma yapan beyaz kan hücreleri.
Lymphoid: (Lenfoid) Lenf sistemine ait, bir çeşit beyaz kan hücresi. Aynı zamanda lenfositlerin geliştiği dokuyla ilgili.
M
Metastasize: (Metastaz) Kanserin bir organdan diğer bir organa geçmesi; bu şekilde yayılması.
Monoclonal antibodies: (Monoklonal Antikor )Tanı veya tedavi amacıyla kanser hücrelerindeki hedefleri bulmaları çiçin özel olarak tasarlanmış yapay olarak meydana getirilmiş antikorlar.
Myelosuppression: Kırmızı kan hücrelerinin, trombositlerin ve bazı beyaz kan hücrelerinin üretiminde düşüş.
Maintenance therapy: (Bakım Tedavisi) Relapsi önlemek için remisyonda olan lösemi hastalarına verilen kemoterapi.
Monocyte: (Monosit) Beyaz kan hücresinin bir cinsi; tek çekirdek gösteren iri lökosit.
Myelodysplastic syndrome: (Miyelodisplastik sendrom) Prelösemi olarak da adlandırılan myelodisplastik sendromlar, kemik iliğinin normal fonksiyonda olmadığı veya normal kan hücrelerinin yetersiz yapıldığı hastalıklardır. (Bkz. Preleukemia)
Myelogenous: (Myeloid) Beyaz kan hücresinin bir cinsi; kemik iliğinden kaynaklanan, kemik iliği hücrelerinden gelişen.
Maintenance: AAL tedavisi için lösemi protokolünün parçası. Yoğun indüksiyon ve konsolidasyon fazlarını takip eder ve kalan kanser hücrelerinin yok edilmesine yardımcı olur.
N
Neutropenia: (Nötropeni) Bir çeşit beyaz kan hücresi; kanda nötrofil lökositlerin ileri derecede azalması; granülopeni.
Neutrophils: (Nötrofil) Kan yoluyla, bakteriyi yok ettikleri enfeksiyon bölgesine taşınan granülositik beyaz hücrelerin en fazlal olanları. Sitoplazmasında nötral boyalarla kolayca boyanan küçük granüller gösteren parçalı çekirdeğe sahip lökosit cinsi; nötrofil lökosit.
O
Oncologist: (Onkolog) Kanser tedavisinde uzmanlaşmış doktor. Bazı onkolojistler belirli bir kanser tedavisi cinsinde uzmanlaşırlar. Örneğin; radyasyon onkolojisti kanser tedavisini radyasyonla gerçekleştirmede ihtisas yapar.
Oncology: (Onkoloji) Kanser tedavisi bilimi; tümörlerin sebepleri, gelişimleri, klinik seyir ve tedavilerini konu alan tıp dalı; onkoloji.
Oncogene: (Onkogen) Normalde hücre büyümesini yöneten fakat tahribata uğradığı (mutasyon) taktirde aynı zamanda kanserin kontrol dışı gelişmesine yardımcı olabilen ya da izin verebilen hücre bölümü.
Otolog: Aynı kişiden.
Otolog Kemik İliği Nakli: Kemik iliğinin bir hastadan çıkarıldığı ve sonra yoğun bir tedavinin akabinde geri verildiği prosedür.
P
Pathology: (Patoloji) Hastalıkların doku ve organlarda meydana getirdiği yapısal ve görevsel değişiklikleri -makroskopik ve mikroskopik- inceleyen tıp dalı; patoloji. Patoloji üzerine uzmanlaşmış doktora patolojist denir.
Petechiae: (Peteşi) Genellikle düşük trombosit sayısının neden olduğu deri altındaki küçük kanama alanları, kırmızı lekeler; sıklıkla löseminin bir semptomudur.
Placebo: (Etkisiz İlaç) Çoğunlukla klinik denemelerde karşılaştırma için kullanılan etkisiz madde; hastanın arzusunu tatmin amacıyla verilen etkisiz ilaç.
Platelet (Plt): Kandaki pıhtılaşmadan sorumlu hücreler.
Port – Implanted: Cerrahi olarak göğüse veya karına derinin hemen altına yerleştirilen çeyrek ölçülü diske bağlı kateter. Tüp geniş bir damara ya da artere direkt olarak kan akışının içine sokulur. Sıvılar, ilaçlar veya kan ürünleri infüze edilebilir ve diskin içersine takılmış bir iğne yoluyla kan çekilebilir.
Prognosis: (Prognoz) Hastalığın muhtemel seyrini, süresini ve sonuçlarını önceden tahmin etme.
Pediatric: (Pediyatrik) Çocuk hastalıkları ile ilgili.
Peripheral blood stem cell transplantation: (Periferal Kan Kök Hücre Transplantasyonu) Kemik iliği nakline benzer bir prosedürdür. Doktorlar hasta lösemi hücrelerini yok etmek için yüksek doz kemoterapi ve radyasyon terapisi almadan önce hastanın kanından sağlıklı gelişmemiş hücreleri çıkarıp saklarlar. Tedavi nedeniyle yok edilmiş hücrelerin yerine yeni kan hücreleri üretebilecek immatüre hücreler hastaya geri verilir
Peripheral stem cell support: (Perifal Kök Hücre Desteği) Kanser tedavisi nedeniyle yok olmuş kan yapıcı hücreleri yerine koyma metodu. Kemik iliğindekilere benzeyen kandaki bazı hücreler (immatüre hücreler) tedaviden önce hastanın kanından alınır. Tedaviden sonra hücreler hastaya geri verilir.
Plasma: (Plazma) Kanın sıvı kısımı.
Plasmapheresis: (Plazmaferez) Kandan bazı proteinleri alma yöntemi. Plazmaferez, multipl miyeloma (kahler) hastalarının kanlarından fazla antikorları almak için kullanılabilir.
Prednisone: (Prednizon) Bir ya da daha fazla antikanser ilaç ile birlikte sıklıkla multipl miyeloma hastalarına verilen bir ilaç. Prednizon hastalığın vücut üzerindeki etkilerini kontrol etmeye yardımcı olmada antikanser ilaçlarla birlikte hareket eder.
Preleukemia: (Prelösemi) Kemik iliğinin normal fonksiyonunda olmadığı bir durumdur. Yeteri kadar kan hücresi üretmemektedir. Bu durum ilerleyebilir ve akut lösemi haline gelebilir. Prelösemi miyelodisplastik sendrom olarak da adlandırılır.
Prophylaxis: (Profilaksi) Hastalığın önlenmesi veya kişinin hastalıklardan korunması; hastalığın oluşmaması için uygulanan tedavi ve önlemlerin tümü.
Protocol: (Protokol) Bir tedavi planı. Bir çocuğun kanser tedavisi için “reçete”. Alınacak ilaçların, ne zaman alınacaklarının, ve hangi dozlarda olacağının taslağını çıkarır. Aynı zamanda prosedürlerin tarihlerini de içerir (örneğin; kemik iliği aspirasyonu çizelgesi).
Q-R
Radiation therapy: (Radyoterapi) Kanser hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili ışın (x ışınları gibi) ile tedavi. Radyasyon vücut dışından da gelebilir (eksternal radyasyon) direkt olarak tümör içine yerleştirilmiş radyoaktif maddelerden de (implant radyasyon).
Recurrence: Hastalık belirtilerinin geçişini takiben yeniden başlaması; hastalığın nüksetmesi; nüks.
Red blood cells (Erythrocytes): (Eritrosit) Dokulara oksijen taşıyan ve onlardan karbondioksiti alan kan hücreleri.
Relapse: İyileşmeyi takiben hastalığın yeniden başlaması; nüksetme; alevlenme,
Remission: (Remisyon) Hastalık belirtilerinin hafiflemesi veya kaybolması; hastalık belirtilerinin hafiflediği veya kaybolduğu devre; özellikle iki nüks arasında bu nitelikle belirgin devre.
Risk factor: (Risk Faktörü) Kişide kanseri geliştirebilecek herhangi bir şey; örneğin, sigara içmek ve akciğer kanseri.
Doğadan küçük sırlar 4/2/2008

Doğanın bize armağanı gizemli bitkilerin sırları yavaş yavaş çözülüyor. Küçücük bir yaprak, tohum veya bitki kökü onlarca hastalığa iyi geliyor, birçoğunu da önleyebiliyor...
Bir fincan bitki çayı, yorgunluğunuzu alırken, yemeğinize karıştıracağınız bir tutam ot formda kalmanızı sağlayabiliyor.
YEŞİL ÇAY
KETEN TOHUMU
GİNSENG
ARI SÜTÜ
Tüm bu bilgilerin yanı sıra, bitkisel kökenli besinlerin, kullanım şekli ve miktarını doktorunuza danışmanızı öneririz…netten alıntı
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Gelin sizinle bir tahmin oyunu oynayalım; siz ve eşiniz büyük şehirde yaşayan tek çocuklu bir çiftsiniz ve çocuğunuza hayattaki en değerli varlığınızın kendisi olduğunu itiraf etmekten çekinmiyorsunuz. Bu dediklerim %70 tutmuştur. Konuyla çok ilgisi olmasa bile yemek masasında kızınızın yeri bellidir, sizlerinki ise onunki kadar sabit değildir; değil mi? Aile Hekimliği Uzmanı, Clinica Gayrettepe Tıbbi Direktörü Dr. Eren Eroğlu, yazdı.
Çocuk yetiştirmek bir disiplin işidir ve onun aklı gelişinceye kadar sizin aklınızın verdiği kararlara uyması demektir. Ve disiplin demek sevgisizlik demek hiç değildir. Çocuğun istekleri olabilir ama özellikle bazı alanlarda tek yetkili anne-babadır. Uyku da bunların arasındadır, çünkü iyi bir uyku beden sağlığı kadar ruh sağlığı için de çok önemlidir.
İŞTE SİZE ÇOCUĞUNUZ İYİ BİR UYKU UYUSUN DİYE BAZI İP UÇLARI
Akşam kaçta yatacaksa belirleyin ve bundan şaşmayın çünkü çocuklar izin verdiğiniz taktirde hep sınırlarınızı zorlar. Gündüz kaçta kalktığı da üç aşağı beş yukarı belli olmalı, bu zaman hafta sonu bile bir, bir buçuk saatten fazla oynamamalı.
Özellikle küçük çocuklar için onu uykuya gitmeye hazırlayacak bazı rutin işler yaratın; örneğin saçlarını fırçalayın, bir bardak süt verin yada masal okuyun.
Çocuklara yatmadan altı saat öncesine kadar kafeinli yiyecek yada içecekler vermeyin. Biz çocuğa kahve mi içiriyoruz ki diyenleri duyar gibiyim ama o kolalı içeceklere ne demeli.
Bir de çocuklar uyku zamanına yakın çok yedirilmemelidir. Çok hafif bir şeyler belki onu rahatlatır ama şişkin bir mide ile uyumanın ne kadar zor olduğunu hepiniz bilirsiniz.
Yattığı odanın sıcaklığı oturma odası sıcaklığının biraz altında olmalı; böylece yorganının sıcaklığına sığınıp derin bir uykuya gömülebilir. Bir de ışık konusu hassas bir konudur; bazı çocuklar hiç ışık istemez bazısı ise çok fazla karanlıktan korkar. Çocuğun bu yöndeki taleplerini dikkate alıp gerekirse bir gece lambası koymakta fayda vardır. Fakat kesinlikle açık ışıkta uyumasına izin verilmemelidir.
Çocuklar yattıktan sonra evdeki ses seviyesinin biraz düşürülmesi iyi olur. Bu hem daha çabuk uykuya dalmalarına yardımcıdır hem de uyku zamanına has bir havanın yaratılmasında faydalıdır. Fakat ben çocukların mutlak bir sessizlik içerisinde uyumaya alıştırılmalarını doğru bulmuyorum, gereğinde daha uygunsuz şartlarda da uyumayı becerebilmelidir çocuk.
Uyku zamanına yakın hareketli oyunlar çocuğa bol adrenalin salgılatacağından uykusunu kaçıracaktır. Bu nedenle akşam yemeğinden sonra oyun olarak resim yapmak, legoyla oynamak gibi daha sakinleştirici olanları seçin.
Odasına televizyon koymayın ve uykuya televizyon seyrederek dalmasına izin vermeyin. Uyku zamanının bir ağırlığı ve ciddiyeti vardır bunu çocuk hissetsin.
Çocuk uykuya yatağında dalmalıdır. Uykusu gelip başka yerde sızacağına yatağına götürülmeli ve uykuya geçiş orda gerçekleşmelidir. Her ne kadar bazı anneler için zor gelse de, çocuklar elden geldiğince erken yaşta tek başlarına yatmaya alıştırılmalıdır.mynet
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
İncirin faydası saymakla bitmez. Sözgelişi, içerdiği yüksek orandaki kalsiyum ve fosforla kemik ve dişlerin oluşumu ile sağlıklarını garantiler.
• Taze ve özellikle kuru incirin yenilmesiyle insan bedeninin hücreleri yenilenir. İncir, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besindir.
Sözgelişi, 100 gr. kuru incir yenilirse bedenin günlük gereksinimlerinden kalsiyumun yüzde 17'si, demir ve magnezyumun yüzde 30'u, fosforun yüzde 20'si, B1 vitamininin yüzde 5'i ve B2 vitamininin yüzde 4'ü alınmış olur.
• İncir, içerdiği yüksek orandaki liflerle bedene giren kolesterolün kana karışmadan atılmasını sağlar.
• Sindirimi kolaylaştıran incirin, bedeni bakterilere karşı koruyan etkileri de vardır.
• İncir içerdiği yüksek orandaki kalsiyum ve fosforla kemik ve dişlerin oluşumu ile sağlıklarını garantiler:incirin içerdiği kalsiyum, diğer besinlerdekine göre daha kolay sindirilir. Süt içemeyen kişilerin incir yemeleri öğütlenir.
• İncir, içerdiği 'benzaldehit' adlı maddeyle kanserli hücrelerin büyümesini önler, kansere karşı etkili olur.
• Kuru incirden hazırlanan infüzyon, özellikle çocuklarda korkusuzca kullanılabilen etkili bir müshildir: Bunun için iki-üç kuru incir doğranır. Üzerine kaynar su dökülerek 10-15 dakika demlendirilip bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde 2-3 bardak içilir.
• Körpe incir yapraklarının sütü siğile karşı etkilidir: Bu etkiyi sağlamak için körpe incir yaprağından sızan süt siğile sürülür.
• Körpe incir yapraklarının ezilmesiyle hazırlanan yara lapası, çıbanların olgunlaştırılması ve baş verip delinmesinde etkili olur.
• Kurutulmuş incir yapraklarıyla hazırlanan dekoksiyon, hemoroit (basur) ve çıbanlara karşı etkilidir: Körpe incir yaprakları, havadar ve güneş görmeyen bir yerde kurutulur.
Bu yapraklar parçalanır. 2-3 tatlı kaşığı kurumuş yaprak bir bardak suda 30 dakika kadar kaynatılır. Böylece hazırlanan dekoksiyonla ıslatılan bez basur memesine sürülür ya da çıbanlara sarılır. Hemoroite karşı bu dekoksiyondan günde 2-3 bardak içilir.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Vücut direncinin düştüğü kış aylarında kullanımı artan bitki çaylarının, bayat olması ya da bilinçli tüketilmemesi halinde sağlığa zarar verebileceği bildirildi.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazilet Aksu, bitkisel ilaçlar ve çayların, alternatif yöntem olarak görülmesinin yaygınlaştığını, ancak tedavide bilimsel ilaçların etkinliğinin tartışma götürmez olduğunu belirtti.
Tıbbi ilacın bir başkasıyla veya bitkisel çaylarla aynı anda kullanılmasının ters etkileşim yaratabileceğine dikkati çeken Aksu, özellikle kronik rahatsızlığı bulunan, sürekli ilaç kullanan kişilerin, bitkisel çayları tüketirken mutlaka doktora danışmaları gerektiğini ifade etti.
Bitkinin içindeki etken maddeler ile kullanılan ilacın etkileşiminin mutlaka sorgulanması gerektiğine işaret eden Aksu, şunları söyledi:
"Aksi takdirde, bazı bitkisel çaylar kandaki pıhtılaşma mekanizmasını bozabilir, kanama riskini artırabilir. Bunun yanı sıra bitkinin toplandığı yer ve tazeliği de çok önemli. Bu nedenle bu çaylar, Sağlık Bakanlığı kontrolünde satılmalı ve poşette son kullanım tarihi mutlaka bulunmalı."
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Doğanın eczanesi her derde deva. İşte mide ekşimesinden, nefes kokusuna, hafızadan yüksek tansiyona kadar şifalı bitkileri ‘doğru’ kullanmanın yolları.
Yüzyıllardır kullanılan şifalı bitkilerin A’dan Z’ye kullanılmadığı alan yok gibi. Elbette sadece şifalı bitkilere ulaşabilmek yeterli değil. Her an elimizin altında olanların bile ne amaçla ve nasıl kullanılacağını bilmek, doğru ve etkili şekilde kullanabilmek çok önemli. İşte, kolayca erişilebilir ve kolayca kullanılabilir şifalı bitkiler ve iyi gelecekleri rahatsızlıklardan bazıları...
Morarmalar için maydanoz
Bir tarafınızı bir yere çarptığınızda, derinin hemen altındaki kılcal damarlar çatlar ve deri altına kan yayılarak o bölgenin mor bir görüntü almasına neden olur. Maydanozun, morarma ve çürük izlerini geçirmede geleneksel bir şöhreti vardır. Buz ise şişlikleri indirmek için kullanılır. Bu ikisini birleştirdiniz mi, buzluğunuzda bere ve çürüklerin ilacı hazır demektir.
Nefes kokusuna nane çayı
Naneye kendine özgü tadı ve kokuyu veren aromatik yağ, aslında nefes kokusuna neden olan mikropları öldüren güçlü bir antiseptiktir. İhtiyaç duyduğunuz her an, bir bardak nane çayı için.
Kepek için kekik
Kekik suyunu kepeğe çare olarak kullanabilirsiniz. Tepeleme dolu 4 çorba kaşığı kuru kekiği, alüminyum olmayan bir demlik kullanarak 2 bardak suda 10 dakika boyunca kaynatın. Süzgeçten geçirin ve soğutun. Elde ettiğiniz kekik suyunu, yeni şampuanlayıp duruladığınız saçınıza yavaşça dökerken, yumuşak hareketlerle iyice ovalayıp kafa derinize ulaşmasını sağlayın. Saçınızda bir tabaka bırakmayacağı için durulamanıza gerek yok.
İshal için tarçın
Eğer ishal şiddetliyse, vücudunuz susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya demektir. Tarçın, diyareyi kısa sürede kesen, doğal bir ilaçtır. Kurutulup toz haline getirilmiş tarçın kabuğundan bir çorba kaşığı dolusunu bir bardak sıcak suya karıştırın. 10-15 dakika demlenmeye bırakın. Tarçını bu şekilde sadece kısa süreli olarak kullanın.
Gaz için rezene
Karın ağrısına yol açan fazla gazlardan kurtulmak için, yarım çay kaşığı rezene tohumu çiğneyin. Rezene, vücutta biriken gazın çözülmesine yardımcı olan bir gaz sökücüdür. Ayrıca, kas spazmlarını gevşeterek sindirim rahatsızlıklarını gidermekte de yardımcı olur.
Baş ağrısına zencefil
Zencefil çayı, başınızda zonklayan damarları yatıştırır. Ayrıca, vücudun ağrı-algılayıcı kimyasallarının üretimini yavaşlatır ve dolaşımı kolaylaştırır. Çayı hazırlamak için, 1/3 çay kaşığı toz zencefili veya kıyılmış taze zencefili bir fincan sıcak suya karıştırın. Soğumaya bırakın, süzün ve ilk baş ağrısı belirtisinde için.
Yüksek tansiyona sarımsak
İşte, dünyanın belki de en popüler şifalı bitkisi. Tabi, bu şöhreti boşuna değil. Sağlığa sayısız faydasının yanı sıra, sarımsak kandaki kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürmek için de kullanılır. Bolca taze sarımsak yiyin veya günde bir ya da iki kez 320 miligram sarımsak özsuyu için.
Mide ekşimesine zencefil
Zencefil bir spazm önleyicidir. Mide kaslarını rahatlatarak, mide asidinin yukarı çıkmasını önler. Ama önceden uyaralım, mideniz hassassa tadını çok keskin bulabilirsiniz. Mide ekşimenizi önlemek için, yemeklerden 20 dakika önce bir bardak zencefil çayı için. Zencefili hem kök hem toz halinde kullanabilirsiniz.
Boğaz ağrısına kuşburnu
Bu bitki C Vitamini yüklüdür ve çay olarak içildiğinde hızla kana karışır. Alüminyum olmayan bir kaba iki çorba kaşığı kuşburnu koyun ve bir bardak su ekleyerek üzerini kapatın. 20-30 dakika kaynatın. Bir kahve filtresinden geçirip süzdürerek, taze sıkılmış limon suyu ekleyin ve balla tatlandırın.
Hafıza için biberiye
Hafif konsantrasyon problemleri ve unutkanlık için biberiye yağı koklayabilirsiniz. Bir mendile birkaç damla biberiye yağı damlatıp koklayın. Cebinizde veya çantanızda taşıyıp, ara sıra koklayın. Bu bitkinin hafızayı ve konsantrasyonu iyileştirici ve geliştirici özelliği yüzyıllar öncesinden biliniyor.
Üşütmeye zencefil
Zencefil çayının içindeki virüs öldürücü maddeler enfeksiyonu önler, ağrıyı ve ateşi düşürür, öksürüğü bastırır. Zencefil çayı yapmak için, 2.5 cm uzunluğundaki taze zencefil kökünü dilimleyin. Alüminyum olmayan kaba koyup iki bardak su ekleyin. Kabın ağzını sıkıca kapatıp 20 dakika kaynatın. İçine yarım limon suyu sıkıp, balla tatlandırın.
Yanıklara aynısafa ve eşekkulağı
Küçük yanıklar iyileşmeye başladıklarında, aynısafa çiçeği ve eşekkulağı ile yapılmış bir merhem deride daha az iz kalmasını sağlayacaktır. Her iki şifalı bitki de derinin onarılmasında geleneksel olarak kullanılır. Bunun, sadece küçük yanık ve haşlanmalar için bir tedavi olduğunu, kızarıklık, şişkinlik, sızıntı gibi belirtileri olan enfeksiyonlu yanıklarda kullanılmaması gerektiğini unutmayın.
Diş ağrısına karanfil
Eğer dişiniz ağrıyorsa, yapmanız gereken şey bir dişçiye görünmektir. Ama bu arada çektiğiniz rahatsızlığı en aza indirmek için, ağrıyan dişinizi bir damla karanfil yağı ile ovalayın.
Kulak ağrısına sarımsak
İyi bir bakteri savaşçısı olan sarımsak, aynı zamanda bağışıklık sistemine de yardımcı olur. Ağrıyan kulağınızı doğrudan 3 damla sarımsak yağı damlatın. Bunu günde üç veya dört kere, ağrı geçene kadar tekrarlayabilirsiniz. Ancak, kulak zarınız yırtıksa şifalı bitkilerle hazırlanmış hiçbir şey kullanmamalısınız.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı