<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Haberiniz Olsun...</title>
        <description>Bulunduğun Ortam Seviyendeki İnsanlarla Doludur...</description>
        <link>http://ladres.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 22:25:04 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>İmanın Şartları</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/imanin-sartlari_12738001.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/imanin-sartlari_12738001.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İMANIN ŞARTLARI&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İslâm dîninde inanılması lâzım olan altı temel esasa Âmentü denir.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Âmentü ve mânâsı: Âmentü billahi ve melâiketihî ve kütübihî ve resulihî vel yevmilâhiri ve bil kaderi hayrihî ve şerrihî minellahi teâlâ vel-ba&amp;#8217;sü ba&amp;#8217;delmevti hakkun eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlühü (&amp;#8221;Allaha, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kaderin, hayır ve şerrin Allah&amp;#8216;tan olduğuna îmân ettim. Öldükten sonra dirilmek haktır. Allah&amp;#8217;tan başka ilâh olmadığına, Muhammed aleyhisselâmın Allah&amp;#8217;ın kulu ve resûlü olduğuna şehâdet ederim&amp;#8220;).&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Âmentü&amp;#8217;de bildirilen altı şeyin manalarını bilip, beğenip, kabul eden kimseye mü&amp;#8217;min denir. İslam&amp;#8217;da kişi âmentüye inanmadığı sürece mü&amp;#8217;min yani inanan kabul edilmez.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;1. ALLAH&amp;#8217;A İMAN&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Tevhid, yânî Allah&amp;#8217;ın varlığına ve birliğine inanmaktır. Şu noktaları içerir:</description>
            <pubDate>Sat, 05 Apr 2008 16:48:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>&amp;#8220;Türk&amp;#8221; Ne Demektir?</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/turk-ne-demektir_12630521.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/turk-ne-demektir_12630521.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;IMG height=184 src=&quot;http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2008/03/image00164.jpg&quot; width=278&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Türk sözcüğünün dilbilimsel irdelenmesinde, öncelikle Türkçe&amp;#8217;nin bazı özelliklerine ve dilbilgisi kurallarına gereksinim vardır. Bu kural ve özellikler ışığında Türk sözcüğünün türü incelenilebilir&amp;nbsp;;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İlgili Dilbilgisi Kuralları&amp;nbsp;:&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;1. Türkçe bir &amp;#8220; Kökdil &amp;#8220; dir. Türkçe tüm sözcükler kök sözcüklerden oluşur ve üretilir. Her ne kadar güncel dilde bazı kökler birkaç heceli olsa da kalık Türkçe de kökler tek hecelidir. Dilin en eski yapı taşları olan bu köklere özkök (Tek heceli kökler) diyebiliriz. Burada sözü geçen kökler özköktür.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;2. Türkçe kök sözcükler anlamlıdır . Örneğin; koş, gel, su, o, kuş, öt, at, tut, vb. Kökü anlamsız olan sözcükler Türkçe değildir.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;3. Hece bir solukta söylenen ses veya ses topluluğudur ve Türkçe de heceler bir, iki ve en çok üç seslidir. (Üç harflidir.) Bu kuralın dışında kalan sözcükler, Türk, Kürt, kurt, kork, vb. ya dönüşmüş kalık sözcükler ya da yaban sözcüklerdir . Bunların içinden Kalık Türkçe sözlerin bulunması için birer sözcük kazısına gereksinim vardır.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;4.&amp;nbsp; Türkçe kök sözcükler, eylem kökü ise emir kipinde bulunurlar. Örneğin.. ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/turk-ne-demektir_12630521.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 04 Apr 2008 13:24:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İlk Uçak Fabrikamız ve Nuri DEMİRAĞ</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/ilk-ucak-fabrikamiz-ve-nuri-demirag_11897841.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/ilk-ucak-fabrikamiz-ve-nuri-demirag_11897841.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;#8220;Bütün tayyarelerimizin ve motorlarının memleketimizde yapılması ve hava harp sanayisinin de bu esasa göre inkişaf ettirilmesi icap eder,&amp;#8221; ATATÜRK&lt;IMG height=245 src=&quot;http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2008/03/image0016.jpg&quot; width=398&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;#8220;Madem ki bir millet teyyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lutfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim. &amp;#8220;1932&amp;#8242;de bu sözleri söyleyerek Türkiye&amp;#8217;de ilk uçak fabrikasını kuran Nuri Demirağ, o yıllarda Türkiye&amp;#8217;de, dünya standartında uçak yapmış; ama siyasi çarkları aşmasına müsaade edilmemişti&amp;#8230; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Montaj sanayi mantığına karşı çıkarak kendi teknolojimizle birlikte kendi sanayimizi de kurmamız gerektiğini söyleyerek hem ileri görüşlülük gösteren ve hem de devrin zenginlerinden ayrılan Nuri Demirağ şöyle konuşuyordu:&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;#8220;Avrupa&amp;#8217;dan, Amerika&amp;#8217;dan lisanslar alıp tayyare yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa ve Amerika&amp;#8217;nın son sistem teyyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir. &amp;#8220;Milli sanayi ve milli kalkınma konusundaki tavizsiz çabaları Nuri Demirağ&amp;#8217;a pahalıya malolacak ve bir süre sonra önü kesilecektir.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Nuri Bey 1882 yılında Sivas&amp;#82.. ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/ilk-ucak-fabrikamiz-ve-nuri-demirag_11897841.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 26 Mar 2008 14:09:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İsrail&amp;#8217;i kuran güç çöküşün eşiğinde</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/israil-i-kuran-guc-cokusun-esiginde_11895601.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/israil-i-kuran-guc-cokusun-esiginde_11895601.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG height=144 src=&quot;http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2008/03/image00174.jpg&quot; width=189&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Faaliyetlerini dünya genelinde dolar olarak aldığı bağışlarla sürdüren Dünya Siyonist Organizasyonu, çöküş sürecine girdi.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Yahudilerin geniş kitleler halinde Filistin topraklarına göçünü teşvik etmek ve uluslararası alanda Siyonizmin güçlü savunuculuğunu yapmak suretiyle İsrail&amp;#8217;in bir devlet olarak ortaya çıkmasını sağlayan Dünya Siyonist Organizasyonu, tarihinin en büyük kriziyle yüzyüze kaldı.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İngiliz The Observer gazetesinde yer alan bir yorumda, faaliyetlerini dünya genelinde dolar olarak aldığı bağışlarla devam ettiren teşkilatın, küresel piyasalardaki dalgalanma nedeniyle doların değerinde meydana gelen ciddi düşüşten dolayı mali kriz yaşadığı belirtildi.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Öte yandan 1929&amp;#8242;da kurulan örgütün artık geleneksel olarak meşgul olduğu Yahudi göçünü teşvik ve finanse etme işinden uzaklaşarak faaliyetlerini sadece bir eğitim kurumu olarak devam ettirmesi talepleri de giderek güç kazanıyor.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Dolardaki kan kaybının ardından örgüt, Siyonizmin tarihi önceliklerinden sayılan Yahudi göçünü finanse etme faaliyetini yeniden düşünmek zorunda kaldı. Halihazırda örgütün 320 milyon dolarlık bütçesinin yarısı, Yahudi göçünü teşvik amacıyla kullanılıyor. Örgütün siyaete fazla bulaştı.. ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/israil-i-kuran-guc-cokusun-esiginde_11895601.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 26 Mar 2008 14:01:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Altunköprü Türklerine Yapılan Soykırım </title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/altunkopru-turklerine-yapilan-soykirim_11816291.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/altunkopru-turklerine-yapilan-soykirim_11816291.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;28 MART 1991 TARİHİNDE ALTUNKÖPRÜ TÜRKLERİNE YAPILAN SOYKIRIM &lt;/P&gt;
&lt;P lang=de align=justify&gt;28 Mart 1991 yılında ALTUN KÖPRÜ Türklerine yapılan katliam, Soykırım 17 yıl önce diktatör Saddam rejiminin işlediği büyük cinayeti bizleri Milli Türkmencilik mücadelemizden bıktıramaz tüm şehitlerimiz onurlu Türk milletğimizin bilinç, gönlünde, yüreğinde, kanında yaşayacaktır, ölmeyecektir.&lt;/P&gt;
&lt;P lang=de align=justify&gt;&lt;STRONG&gt;ALTUNKÖPRÜ HAKKINDA&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Altunköprü Stratejik, coğrafik, uygarlık bakımından, çok eskiden Türk tarihinde özel yeri olan bir Türk kasabasıdır.&lt;/P&gt;
&lt;P lang=de align=justify&gt;ALTUNKÖPRÜ, Türk Şehri (Kerkük, Bağdat ve Kerkük, Türk şehirleri Erbil, Musul) gibi kuzey şehirlerle ilişkisi bulunmaktadır. ticaret ve turizm yolu üzerine düşen bu Türkmen kasabası eskiden beri ve bu güne kadarda Irak&amp;#8217;ın diğer şehirleri ile yolculuk geçidi sayılmaktadır.ama Türk ilçesi olduğundan dolayı hiçbir gelişme, onarım göemeden Irak başına gelen tüm rejimler bu Türk bölgemizi sindirme yok etmeye çalışmışlardır yinede güçleri yetmemiştir milletimizin birliğinden dolayı.&lt;/P&gt;
&lt;P lang=de align=justify&gt;Tabii Altunköprü güzellikte de, her seven aşıklara yer olan bu kasabanın havası çok vereimli güzel, kokusu m.. ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/altunkopru-turklerine-yapilan-soykirim_11816291.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 25 Mar 2008 13:48:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Adım adım Ergenekon operasyonunun analizi </title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/adim-adim-ergenekon-operasyonunun-analizi_11624461.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/adim-adim-ergenekon-operasyonunun-analizi_11624461.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG height=99 src=&quot;http://img.sabah.com.tr/im/2008/03/22/69EBD2468ACB694B8B7535AEr.jpg&quot; width=114&gt;&lt;STRONG&gt;Ümraniye'deki el bombaları örgüte uzandı&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;*12 Haziran 2007'de Ümraniye Çakmak Mahallesi'nde bir gecekonduda 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirildi. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;*Örgütlü suçlara bakmakla görevli Beşiktaş'taki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturmayı İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz yürüttü. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;*Soruşturmada, emekli astsubay Oktay Yıldırım, Mehmet Demirtaş, Ali Yiğit, emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin, emekli astsubay Mahmut Öztürk, Kuvvai Milliye Derneği Genel Başkanı Bekir Öztürk, emekli binbaşı Fikret Emek, emekli yüzbaşı Gazi Güder, Siyasi Ekonomik Sosyal Araştırmalar ve Strateji Geliştirme Merkezi (SESAR) Başkanı İsmail Yıldız, Fuat E., tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Ayşe Asuman Özdemir, emekli binbaşı Zekeriya Öztürk, Tuğrul D. ve Oğuz Evren K. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;*Daha sonra yapılan incelemelerde, Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların Ümraniye'de ele geçen bombalarla aynı seriden ve türden olduğu 'Bomba İnceleme ve İmha Daire Başkanlığı' tarafından tespit edildi. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;*İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ile Beşiktaş'taki Ağır Ceza Mah.. ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/adim-adim-ergenekon-operasyonunun-analizi_11624461.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 23 Mar 2008 00:52:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İstanbul'un Kız Kulesi Efsaneleri</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/istanbul-un-kiz-kulesi-efsaneleri_11392831.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/istanbul-un-kiz-kulesi-efsaneleri_11392831.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;IMG height=384 src=&quot;http://img67.imageshack.us/img67/8196/kk30on2hb.jpg&quot; width=574&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Kızkulesi'nin ulaşılmazlığı nedeniyle, insanlar onun içinde yaşanılanlar hakkında çok fazla bilgiye sahip olamamışlar ve içi ile ilgili hikayeler anlatmak ve düşler kurmak ile yetinmişlerdir.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Kızkulesi ile ilgili anlatılan ilk hikaye; Ovidius'un kaydettiği bir aşk hikayesidir. Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşkını anlatan bu hikaye, Hero'nun kuleden ayrılmasıyla başlar. Hero Afrodit'in rahibelerindendir ve aşka yasaklıdır.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Yıllar sonra Afrodit'in tapınağında yapılan bir törene katılmak için kuleden ayrılır ve orada Leandros ile karşılaşır. Birbirine aşık olan iki genç, Leandros'un gece kuleye gelmesi ile aşklarını kutsarlar. Kızkulesi her gece iki gencin gizli aşkına ve yasak sevişmelerine tanıklık eder. Leandros'un yüzerek kuleye geldigi fırtınalı bir günde Hero'nun yaktığı sevda ateşinin feneri söner. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğazın sularına gömülür. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini Kızkulesi'nden boğazın sularına bırakır. Kavuşamayan aşıklara atfen anlatılan bu hikayeden başka bir de; Kleopatra'nın sonuna benzer bir sonun anlatıldığı yılan hikayesi vardır. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Kehanete göre kralın birine, çok sevdiği kızı onsekiz yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak ölecegi söylenir. Bunun.. ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/istanbul-un-kiz-kulesi-efsaneleri_11392831.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 20 Mar 2008 14:45:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Üç Çuval Yeniçeri Elbisesi İle Korkan Fransızlar</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/uc-cuval-yeniceri-elbisesi-ile-korkan-fransizlar_11390621.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/uc-cuval-yeniceri-elbisesi-ile-korkan-fransizlar_11390621.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;19.yüzyılda Almanya'nın Mülheim şehrindeki Ren Nehri'nin bir yakasında Almanlar, öbür yakasında da Fransızlar oturuyordu. Fransızlar, her sene nehrin Almanlardaki kısmına geçip mahsulün tümünü toplayıp götürüyorlardı.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;O sıralar, birliğini temin edemeyen güçsüz Almanlar ise buna fazla ses çıkaramıyorlardı tabi. Her sene böyle olunca çareyi Osmanlı Sultanına durumu yazıp, imdat istemekte bulurlar. Mektupta şöyle demektedir: &quot;Fransızlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden alıyorlar. Siz ki, dünyaya adalet dağıtan bir imparatorluğun sultani, İslamiyet'in de halifesisiniz. Bizi bu zulümden kurtarın. Asker gönderin.Ürünlerimizi bu sene olsun toplama imkanı sağlayın.&quot;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Çöküş faslına girildiği bir zamana denk gelen yardim isteğini inceleyen padişah asker göndermeyi mümkün ve gerekli görmez; yalnızca asker elbisesi göndermeyi kafi bulur ve cevabını bir mektupla beraber içi askeri elbise dolu üç çuval yollatır. Şaşkına dönen Almanlar, çuvalı alıp mektubu okurlar: &quot;Fransızlar korkak adamlardır. Onlara yeniçeri göndermemize gerek yoktur. Yeniçerimizin kıyafetini görmeleri kafidir. Çuval içindeki Osmanlı askerinin elbiselerini adamlarınıza giydirin. Mahsul zamanı, nehrin görülecek yerlerinde dolaştırın. Karşıdan gören Fransızlar için bu kafidir.&quot; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Bağ bahçe sahipleri hemen Osmanlı askerinin kıyafetini kapışırlar. Hasat vakti büyük bir heyecanla yeniçeri kıyafetinde, nehir kıyısında dolaşmaya başlarlar. Ertesi gün, karşıdan gelen haber, Almanların sevinç çığlıkları atmalarına sebep olur: &quot;Osmanlılardan imdat geldiğini düşünen Fransızlar, korkudan köylerini de terk ederek iç kısımlara doğru kaçmaktalar. Mahsu.. ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/uc-cuval-yeniceri-elbisesi-ile-korkan-fransizlar_11390621.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 20 Mar 2008 14:09:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İstanbulun Fethi 29 Mayıs 1453</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/istanbulun-fethi-29-mayis-1453_11388511.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/istanbulun-fethi-29-mayis-1453_11388511.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;IMG height=229 src=&quot;http://www.kalem.biz/images/r_5_177.jpg&quot; width=217&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&lt;STRONG&gt;İstanbulun Fethi 29 Mayıs 1453&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İstanbul'un Fethi, 29 Mayıs 1453'te, şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konstantinopolis şehrini Sultan II. Mehmed Han'ın komutanlığında fethetmesidir.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, henüz 21 yaşında olan Sultan II. Mehmed, fatih unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başlanmıştır. Tarihteki en önemli devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu böylelikle sona ermiştir.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Tarih: 2 Nisan - 29 Mayıs 1453&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Yer: İstanbul&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Sonuç: Osmanlı'lar İstanbul'u ele geçirdi, Bizans İmparatorluğu yıkıldı.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Bizans İmparatorluğu kumandanı: XI Konstantin&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Osmanlı kumandanı: Fatih Sultan Mehmed&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Thu, 20 Mar 2008 13:25:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mühr-i Süleyman-Hatem-i Süleyman-Seal of David</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/muhr-i-suleyman-hatem-i-suleyman-seal-of-david_11243621.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/muhr-i-suleyman-hatem-i-suleyman-seal-of-david_11243621.html</guid> 
            <description>&lt;P align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG src=&quot;http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2008/02/image00182.jpg&quot;&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&quot;Terim aslen Mühr-i Süleyman&amp;#8217;dır. Ancak Türkçe&amp;#8217;deki ses uyumuna göre dile geçerken değişmiştir. Diğer bir deyişi de Hatem-i Süleyman&amp;#8217;dır. İngilizce &amp;#8216;Seal of David&amp;#8217;, &amp;#8216;Star of David&amp;#8217;, &amp;#8216;Davis&amp;#8217;s Sheald&amp;#8217; &amp;#8216;Magen David&amp;#8217; isimleriyle anılır. Çünkü Batı dünyasında bildiğimiz çift üçgenin kesişimi olan Mühr-ü Süleyman aslında 5 kollu bir yıldızdır. 6 kollu yıldız babası olan Davud peygamberin kullandığı semboldür.&quot;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Prof. Dr. Nusret Çam / Ankara İlahiyat Fakültesi&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Mühr-i Süleyman&amp;#8217;ın üzerindeki altı kollu yıldız motifinin daha tunç devrinden itibaren Ortadoğu coğrafyasında sıklıkla kullanıldığı arkeolojik kalıntılardan bilinmektedir. Keza Roma, İbrani, Asur, Bizans gibi eski medeniyetlerden kalan eserler üzerinde de göze çarpmaktadır. Eski Türklerin kullandığı on iki hayvanlı takvimde de bu yıldızı görürüz. Mitolojik zamanlardan itibaren bereket ve güç sembolü sayıldığı, pagan toplumlarda da kutsal kabul edildiği bilinmektedir. Ona her devirde atfedilen anlam da bu yüzden değişip durmuştur. Altı yön, &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;matematikte ilk mükemmel sayı, dünyanın altı günde yaratılışı, bereket ve bolluğun özü vs. bunlardan. Şer güçlerden korunmak için tılsım oluşu ise pek yaygın.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Hıristiyan ve Yahudiler arasında mühr-i Süleyman&amp;#8217;a &amp;#8220;Davud Yıldızı&amp;#8221; denilmektedir. Onlar .. ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/muhr-i-suleyman-hatem-i-suleyman-seal-of-david_11243621.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 18 Mar 2008 16:25:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Çanakkale Zaferi'nin futbolcu kahramanları</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/canakkale-zaferi-nin-futbolcu-kahramanlari_11239911.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/canakkale-zaferi-nin-futbolcu-kahramanlari_11239911.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG height=234 src=&quot;http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2008/03/image00155.jpg&quot; width=409&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İşte Çanakkale Savaşı&amp;#8217;nda şehit olan, yaralanan ve esir düşen futbolcuların çarpıcı hikayeleri Gazeteci-Yazar Ali Sami Alkış, Çanakkale Savaşı&amp;#8217;nda düşmanla mücadeleleri sırasında şehit olan, yaralanan ve esir düşen futbolcuların çarpıcı hikayelerini kaleme aldığı kitapta anlattı.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Yarımada yayınevinden çıkan &amp;#8220;Çanakkale&amp;#8217;de Şehit Düşen Futbolcular Yedi Kandilli Avize&amp;#8221; adlı kitapta, Çanakkale Cephesi&amp;#8217;nde Galatasaray&amp;#8217;ın 23, Fenerbahçe&amp;#8217;nin 5 ve Beşiktaş&amp;#8217;ın da 2 futbolcusunun şehit olduğu belirtiliyor.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;1. Dünya Savaşı sırasında ise Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Ankaragücü&amp;#8217;nün toplam 70 futbolcusunun, çeşitli cephelerde şehit düştüğü ifade ediliyor.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Galatasaray&amp;#8217;da kayıtların düzenli tutulması nedeniyle şehit futbolcu sayısının fazla gözüktüğü, Beşiktaş&amp;#8217;a ait kayıtların işgal yıllarında kulübün Rumlar tarafından yağmalanması sırasında, Fenerbahçe&amp;#8217;ye ait kayıtların ise kulüp binasında çıkan yangında tahrip olduğu belirtiliyor.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Çanakkale&amp;#8217;de şehit olan, yaralanan ve esir düşen futbolcu sayısının belirlenenden çok fazla olduğu, ancak kaynak yetersizliği nedeniyle şehit futbolcu sayısının tespitinin mümkün olmadığı, mevcut kaynakların ise genelde Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş&amp;#8217;a ait olduğu vurgulanıyor.&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Tue, 18 Mar 2008 16:08:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Çanakkale 18 Mart 1915 deniz savaşı</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/canakkale-18-mart-1915-deniz-savasi_11140821.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/canakkale-18-mart-1915-deniz-savasi_11140821.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;IMG height=194 src=&quot;http://img.sabah.com.tr/im/2008/03/17/2221A2A12ABABD4AB2EC7DB2r.jpg&quot; width=415&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Çanakkale'de 18 Mart 1915'te elde edilen deniz zaferi, Türkiye'nin geleceği için bir dönüm noktası oldu ve Çanakkale'nin geçilmezliğini kanıtladı.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Birinci Dünya Savaşı'nın en önemli savaşlarından olan Çanakkale Savaşı öncesinde İngiltere, Avrupa'da savaşın mevzi çatışmalara dönüşmesi üzerine, Çanakkale ya da Balkanlar'da yeni bir cephe açıp İstanbul'u ele geçirerek, Osmanlı Devleti'ni Almanya'dan ayırmak ve kararsız Bulgaristan'ın İttifak Devletleri yanında yer almasını önlemeyi düşünüyordu. Osmanlı güçlerinin Süveyş Kanalı'na taarruzu (3 Şubat 1915) sonuç vermeyince İngiltere, Mısır'daki güçlerini boğazlara yöneltti.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İtilaf Devletleri, on ikisi İngiliz, dördü Fransız olmak üzere on altı muharebe gemisi, altı muhrip, on dört mayın arama tarama ve bir uçak gemisinden oluşan donanmasıyla 19 Şubat 1915 sabahı, ''Müstahkem Mevki Methal Grubu Bataryaları''na bombardıman başlattı. Methal Grubunda; Ertuğrul, Seddülbahir, Kumkale, Orhaniye bataryaları ile Erenköy civarında yerleştirilmiş bir kısım seyyar obüs bataryası, Merkez Grubu'nda ise Anadolu ve Rumeli bataryaları bulunuyordu.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Mon, 17 Mar 2008 11:22:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İstiklal marşının Kabulü (12 Mart 1921)</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/istiklal-marsinin-kabulu-12-mart-1921_10858661.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/istiklal-marsinin-kabulu-12-mart-1921_10858661.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İstiklal Marşı, Türkiye Cumhuriyeti&amp;#8217;nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&amp;#8217;nin milli marşıdır.Sözleri Mehmet Akif Ersoy&amp;#8217;un bestesi Osman Zeki Üngör&amp;#8217;ündür. 12 Mart 1921&amp;#8242;de TBMM tarafından Türkiye Cumhuriyeti&amp;#8217;nin, Milli Marşı olarak kabul edildi.İstiklal Harbi&amp;#8217;nin en heyecanlı günlerinde toplumu bir araya getirici ve ortak duygularını canlandırıcı bir milli marş gereksinimini gidermek amacıyla Maarif Vekaleti, 1921&amp;#8242;de bir güfte yarışması düzenledi. Bu yarışmaya 724 şiir katıldı. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Mehmet Akif, Maarif Vekili Hamdullah Suphi&amp;#8217;nin ısrarı üzerine Kahraman Ordumuza adadığı şiirini yarışmaya soktu. TBMM&amp;#8217;nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda Mehmet Akif&amp;#8217;in şiiri milli marş olarak kabul edildi.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankara&amp;#8217;da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay&amp;#8217;ın bestesini kabul etti. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930&amp;#8242;da değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı Orkestrası Şefi Zeki Üngör&amp;#8217;ün 1922&amp;#8242;de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe kondu.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Marşın armonileşmesini Edgar Manas, bando düzenlemesini İhsan Servet Künçer yaptı. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Şiir 9 dörtlük ve 1 beşlikten oluşur. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İlk iki dörtlük İstiklal Marşı&amp;#8217;nın güftesi olarak.. ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/istiklal-marsinin-kabulu-12-mart-1921_10858661.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 13 Mar 2008 16:33:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Türk Mimarisinde Kuş Evleri, Resimleri</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/turk-mimarisinde-kus-evleri-resimleri_10834111.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/turk-mimarisinde-kus-evleri-resimleri_10834111.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;IMG src=&quot;http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2008/02/image001108.jpg&quot;&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Türk Mimarisinde Kuş Evleri&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Türk yapılarında heykel kabartmalarının yerini alan bu küçük süs evler, yapının en görünür bir yerine konur, bu oyuncak yapı oya ve dantel gibi işlenirdi. Eskiden duvarlarda görülen bu küçük kabartma yapılar büyük yapının küçük bir örneği, planı sanılırdı. Halbuki yapı ile ilişiği olmayan bu güzel motiflerin Türk Sanatı&amp;#8217;na mahsus bir hayal mimarisi olduğu unutulmamalıdır.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Kuş evleri, Türklerin hayvanlara, özellikle kuşlara verdikleri değer ve önemin simgesi. Osmanlı döneminde hayvanların bakımı ve korunması için birçok vakıf faaliyet gösteriyordu. Soğuk kış günlerinde kuşların beslenmesi, hasta leyleklerin bakım ve tedavisi, hayvanlara gıda ve su verilmesi için kurulan vakıflardı bunlar. Kırlangıçların yuva yaptıkları evleri yangından koruduğu, kumruların aşıkları bir arada tuttuğu gibi inançların da belki etkisi vardır kuş evlerinin çoğalmasında. Ya kuşların koro halinde yaptıkları müzik&amp;#8230; Bir minik serçenin, sakanın, kırlangıcın ev halkına &amp;#8220;uyanın, güneş doğdu, sabah oldu&amp;#8221; diye seslenişi&amp;#8230; İşte insanın içini ısıtan bu cıvıltılar da bir sebepti insana kuş evini yaptıran&amp;#8230; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İnsanoğlunun en güzel tasarımlarından olan kuş evleri, &amp;#8216;merhamet&amp;#8217; ve &amp;#8216;sevgi&amp;#8217; gibi yüce duyguları sembolize etmekle beraber, dönemin mimarisini, o kuş evini yaptıranın .. ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/turk-mimarisinde-kus-evleri-resimleri_10834111.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 13 Mar 2008 10:35:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Erzurumlu Habib Baba</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/erzurumlu-habib-baba_10683591.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/erzurumlu-habib-baba_10683591.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Habib Baba, 4.Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır,fakirdir,gariptir.Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda İstanbul'a gelmiştir.Yolculuğunun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider... Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak... Bedenini de ruhuna denk kılmaktır.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Fakat hamamcı, Habib babayı içeri sokmak istemez.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;'Bugün' der, 'Sultan Murad'ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.'&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Habib baba üzülür... Rica, minnet eder, yalvarır...&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;'Ne olursun' der, 'kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım.Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum.Binbir dil döker.Hamamcı ehl-i insaftır... Dayanamaz... Kabul eder... Hamamın en sonundaki odayı göstererek ...&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;'Baba şu odada hızla yıkanıp çık, parada istemem. Yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.'&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. Yıkanmaya başlar... Ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. Boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen. Onunda görünümü fakirdir.... ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/erzurumlu-habib-baba_10683591.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 11 Mar 2008 09:23:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>2. Abdülhamid'in petrol haritası</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/2-abdulhamid-in-petrol-haritasi_10673461.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/2-abdulhamid-in-petrol-haritasi_10673461.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&lt;STRONG&gt;Güneydoğu'da petrol var mı, yok mu? Sultan II. Abdülhamid tarafından hazırlanan petrol haritasında bu soruya 100 yıl önce cevap verilmiş. İşte detaylar!&amp;#8230;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Türkiye petrol denizi üzerinde mi? Sınırın öteki yakasında petrol çıkıyor da Güneydoğu'da niye çıkmıyor? Ya da başlayıp bitmeyen bir polemik; Türkiye'de petrol var ancak yabancılar çıkarmamıza izin vermiyor! Peki gerçekten petrolü bol denilen Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde petrol var mı? Bu soruya Sultan II. Abdülhamid yüz yıl öncesinden cevap veriyor. Sultan'ın hazırlattığı tespit haritasında Güneydoğu Anadolu'nun neredeyse tamamında yüksek ölçekte petrol rezervinin olduğu saptanıyor. Görevli mühendisler araştırmalarını Doğu ve Güneydoğu ile sınırlı tutmayıp Osmanlı toprakları içinde bulunan Zaho, Erbil, Kerkük, Süleymaniye, Musul ve Bağdat gibi bölgeleri de tarıyorlar. İşin en ilginç tarafı yüz yıl önce hazırlanan petrol haritasının birçok yerinde hâl-i hazırda petrol çıkarılıyor olması. 6 ay önce Barzani ailesi tarafında Habur Çayı'nın öteki kıyısında çıkartılan ve Türkiye'nin, tabir yerindeyse, iştihanı kabartan petrol kuyuları bunlardan sadece biri.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;BİTLİS'TE PETROL &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Sultan II. Abdülhamid özellikle 1800&amp;#8242;ün son çeyreğinde tüm dü</description>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 23:55:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Türk dünyasının bayramı nevruz</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/turk-dunyasinin-bayrami-nevruz_10362461.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/turk-dunyasinin-bayrami-nevruz_10362461.html</guid> 
            <description>&lt;P align=center&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Dünyanın en eski bayramı Nevruz, Türk dünyasında Göktürkler&amp;#8217;in Ergenekon&amp;#8217;dan çıkışı ve 12 hayvanlı Türk takviminde yeni yılın başlangıcı olarak 5 bin yıldan bugüne kutlanıyor.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG height=306 src=&quot;http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2007/12/image002.gif&quot; width=344&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Nevruz sözcüğü Farsça nev (yeni) ve ruz (gün) sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmiş olup yeni gün anlamına gelmektedir. Eski İran takvimine göre yılın ilk günüdür ve güneşin Koç burcuna girdiği ilkbaharın başlangıcı sayılan bir gündür. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Güneş 21 Marta kadar güney yarımküreye daha çok ışık ve ısı verirken, 21 Mart tarihinden itibaren kuzey yarımküreye daha çok ısı vermeye başlar. Bu nedenle kuzey yarımkürede yaşayan bazı halklar için 21 Mart günü uyanış ve yaradılışın sembolü olarak kutlanmaya değer bir gün anlamı taşımaktadır. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İran mitolojisine göre Tanrı dünyayı, insanı ve güneşi bu günde yaratmıştır. İran&amp;#8217;ın efsanevi padişahı Kiyumers tahta oturarak bugünü bayram ilan etmiştir. İran&amp;#8217;da ihtişamın sembolü olan Cemşid de aynı gün tahta oturmuştur. Ayrıca Hz. Adem&amp;#8217;in 7. torunu olan Cem 21 Mart günü Azerbaycan&amp;#8217;a gelmiş ve bugünü bayram ilan etmiştir. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Anadolu&amp;#8217;da Nevruz-i Sultan, Sultan Nevruz, Navrız, Mart dokuzu gibi adlar verilen Nevruz, farklı yörelerde değişik biçimle.. ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/turk-dunyasinin-bayrami-nevruz_10362461.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 07 Mar 2008 15:34:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Lösemi nedir Tedavi metodları nelerdir?</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/losemi-nedir-tedavi-metodlari-nelerdir_10175701.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/losemi-nedir-tedavi-metodlari-nelerdir_10175701.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;/P&gt;
&lt;OL&gt;
&lt;P align=justify&gt;ÇOCUKLUK ÇAĞINDA LÖSEMİLER: &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Çocukluk çağındaki kanser vakalarının %35'ini lösemiler oluşturur ve birinci sıradadır. Lösemiler hücre cinsine göre; ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) ve AML (Akut Myeloblastik Lösemi) olmak üzere 2 ana gruba ayrılır. Kendi içlerinde de alt sınıflar tanımlanabilir.Türkiye'de her yıl 16 yaşın altında 1200-1500 yeni lösemili çocuk vakası bildirilmektedir. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Lösemi nedenleri henüz tam olarak aydınlatılmamıştır. Sitogenetik ve moleküler tekniklerdeki yeni gelişmelerle; genetik yatkınlıklar, radyasyon, benzen ve türevleri (bali, vs.), böcek ilaçları gibi kimyasal maddeler, bazı kalıtsal hastalıklar ve bazı viral hastalıkların hep birlikte lösemiye neden oldukları çalışmalarla gösterilmiştir. Lösemi her yaşta görülmektedir. En sık çocukluk çağında 2-5 yaşlarında artmaktadır. 1 yaşın altında, 10 yaşın üstündeki yeni vakalarda tedaviye cevap azalmaktadır. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Herhangi bir etkiyle damarlarımızda dolaşan kanın esas yapım yeri olan kemik iliğimizdeki ana hücrelerde oluşan şifre değişikliği ile blast adını verdiğimiz olgun olmayan kan hücrelerinde artış meydana gelmektedir. Bu hücreler hızla yayılarak kemik iliğini, lenf bezlerini, dalağı, karaciğeri, bey,n ve merkezi sinir sistemini tutmaktadır.&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Wed, 05 Mar 2008 09:04:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Davud Yıldızı nedir, ne anlama gelir?</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/davud-yildizi-nedir-ne-anlama-gelir_10036071.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/davud-yildizi-nedir-ne-anlama-gelir_10036071.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG height=115 src=&quot;http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2008/02/image00181.jpg&quot; width=107&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Üst üste gelmiş iki üçgenle oluşturulmuş altı köşeli yıldız olarak bilinir Heksagram(hexagram). Dünyadaki birçok kültürde yer almış bir semboldür. Beş kollu yıldızdan daha çok tanınmıştır. Yahudi inancının ayrılmaz bir sembolü olan bu sembol, İsrail halkının dini ve tarihsel geçmişinde oynadığı rollerden ötürü Siyon yıldızı ya da Davut&amp;#8217;un yıldızı olarak adlandırılmıştır. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Bugün de İsrail devletinin askeri ve sivil bütün organlarının simgesi olduğu gibi, İsrail devletinin bayrağının sembolüdür [1]. Ayrıca, Kızılay ve Kızılhaç gibi bir yardım kuruluşu olan Kızıl Siyon Yıldızı&amp;#8217;nın da simgesi olarak göze çarpar.&lt;IMG src=&quot;http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2008/02/image00232.jpg&quot;&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Geleneksel olarak yapısı iki ana anlatımla açıklanmaktadır. İlki üst kısma ait köşedir ki dişi unsurdur ve &amp;#8220;su&amp;#8221; olarak simgelenir. Diğeri de alt kısma ait köşedir ve erkil unsurdur. Bu da &amp;#8220;ateş&amp;#8221; olarak tasvir edilir. Burada sunular su ve ateş, birlikte gizemli, uyumlu bir düalite düzenini gösteren kombinezon olarak yorumlanmıştır. Kozmolojik yorumunda ise ateş ve su düalitesinin karşısında yer alan &amp;#8220;</description>
            <pubDate>Mon, 03 Mar 2008 13:49:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Piramitlerin Sırrı Çözüldü</title>
            <link>http://ladres.blogcu.com/piramitlerin-sirri-cozuldu_10034651.html</link>
            <guid>http://ladres.blogcu.com/piramitlerin-sirri-cozuldu_10034651.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG height=228 src=&quot;http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2008/02/image00178.jpg&quot; width=410&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Fizikçiler ve kimyagerler, bilim gündemine bomba gibi düşecek bir açıklama yapmaya hazırlanıyorlar. Yıllardır kesme taştan yapıldığı düşünülen Giza Piramitleri&amp;#8217;nin aslında beton dökülerek inşa edilmiş olduğu iddia ediliyor. Ama işin asıl şok edici kısmı M.Ö. 2520 yılında inşa edilen bu yapıda beton blokların nasıl kullanıldığı ve o blokların nasıl döküldüğü.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Hayatını bu işi kanıtlamaya adayan bir fizikçinin söylemi iddiaların ne denli kuvvetli olduğunu gösteriyor: &amp;#8220;Tora ve Maadi taş ocaklarından çıkarılan taşlarla, piramitten alınan parçaları karşılaştırdık ve bazı anormallikler bulduk. İlk olarak taş ocağından çıkarmış olduğumuz taşların yapısına göre piramitte kullanılan maddenin yapısı çok daha karmaşık. Diğer taraftan kullanılan madde kimyasal reaksiyonda kristalleşmiyor. Eğer kullanılan madde sadece taş olsaydı bu durumun hiçbir açıklaması olmazdı. Akla ve bilime uygun düşen tek açıklama piramitlerin beton yardımıyla inşa edilmiş olmasıdır.&amp;#8221; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&lt;STRONG&gt;Taşın doğal yapısında sıva var mı?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Yapılan araştırmalar sonucu blokların etrafında bir sıva maddesine de rastlandı. Bazı bilim adamları bunun taşların doğal yapısından kaynaklandığını zamanla bütün taşların etrafından bir tabakanın ayrılabileceğini iddia ediyor. Böyle bir durum biraz imkânsız gibi&amp;#8230; Çünkü yapılan incelemelerde bu tabakanın doğada hiçbir maddede bulunmayan bir değerde magnezyum ve silisyum içerd.. ( &lt;a href=&quot;http://ladres.blogcu.com/piramitlerin-sirri-cozuldu_10034651.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 03 Mar 2008 13:42:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://ladres.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>