Haberiniz Olsun... - Blogcu




Haberiniz Olsun...

Haberiniz Olsun...

Bulunduğun Ortam Seviyendeki İnsanlarla Doludur...

Firmanızın Kapısına Hahamlar Dayanırsa Şaşırmayın, çünkü...

21/11/2007
Kategori: Zirai Haber

Türkiye’nin en büyük firmalarından biri..Gıda sektöründe faaliyet gösteriyor.  Geçtiğimiz günlerde, kapısını sürpriz misafirler çalıyor.

“Haham” olduklarını ve Türkiye Hahambaşılığı’ndan geldiklerini söylüyorlar.

“Buyurun ne istemiştiniz?”

“Sizi denetlemeye geldik”

Firma yetkililerinde şaşkınlık daha da artıyor. “Pardon anlayamadık!” “Neden denetleyeceksiniz bizi?”

“Koşer’e uygun üretim yapıp yapmadığınızı bilmemiz gerekiyor”

Sonra bu esrarengiz ziyaretin nedeni anlaşılıyor.

Olay şu: Sıvı yağ konusunda üretim yapan büyük bir gıda firması “Koşer belgesi” almak için İstanbul’daki Hahambaşılığa başvuruyor.

Hahambaşılık “Koşer”e uygun üretim yapılıp yapılmadığını denetlemek için denetçiler gönderiyor.

Ancak Koşer için sadece ürün değil, ambalajı dahil o üründe kullanılan maddelerinde Koşer’e uygun olması gerekiyor. Üründe kullanılan bir maddenin başka bir firmadan alındığı anlaşılıyor. Bunun üzerine Hahamlar, “O firmanın da Koşer’e uygun üretim yapması gerekiyor. Yoksa size Koşer Belgesi veremeyiz” diyorlar. (Firma isimlerini veremiyoruz, bizde saklı)

Bunun üzerine hahamlar diğer firmanın yolunu tutuyor. Onların hiç bir şey den haberi yok.

Önce bu denetime itiraz ediyorlar. Ama sonra yukarılardan birileri devreye giriyor ve denetim yapılıyor. (Hatta denetimle kalınmıyor, sonradan bu firmada Koşer belgesi almak zorunda kalıyor)

Bu olay bize anlatılınca biraz derinlemesine araştıralım dedik. Meğer bir çok firma Koşer belgesi alabilmek için Hahambaşılık’ta kuyruğa girmiş. Burada eleştirilecek bir şey yok. Adamlar dindar ve dinlerinin emrettiği şekilde davranıyorlar.

Bizim merak ettiğimiz asıl şu; Tersinden düşünsek, mesela Haham değil de, bir kaç İmam, bir firmanın kapısına gitse “biz sizi denetlemek istiyoruz. Bakalım ürünlerinizi İslami usullere göre mi üretiyorsunuz?” dese ne olur? Hadi bir düşünün.

KoŞer

Aslı Kosher; Yahudiler için Helal gıda demek. Koşer belgesi İbranice duasından, içinde kullanılan kimyasal maddelere kadar, bir ürünün, Yahudi inancına uygun üretilip üretilmediğini gösteren belge. Örneğin bir hayvan başında Haham bulunmadan ve İbranice dua yapılmadan kesilirse mundar sayılıyor ve eti yenilemiyor. Süt ile et birlikte pişirilemiyor. Tevrat’ta yasaklanmış maddeler kullanılamıyor. Geçen yıl İstanbul’da, verilen büyük bir iftarda Hahambaşı da katılıyor diye yemek Koşer belgeli etlerden yapılmıştı…(mail adresime takılanlar)

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Sprinkler sulama sistemi...

6/11/2007
Kategori: Zirai Haber

      Çevre düzenlemesi yapılan arazide en uygun sulama ,"sprinkler sulama" yöntemiyle yapılanıdır. Bu bakımdan bu sistemi iyi tanımakta ve sistemin uygulanmasında göz önünde bulundurulması gereken aşağıdaki kriterleri bilmekte fayda var.
     
     Her bir sprinklerin suladığı alan, diğer bir sprinklerin suladığı alan ile yanyana gelmelidir.Bunu ayarlamaya çalışmak, ilk başta belki boş yere zaman harcama olarak değerlendirilebilir. Fakat bu çok önemlidir. Bu ayarlama ile arazide yeknesak bir sulamanın yapılması mümkün olacaktır.
     
     Bu ayarlama için kullanılan tekniklerden biri; Sprinkler satan firmalar, bunların su atma mesafelerini genellikle yarıçap olarak vermektedirler. Bu durumda, iki sprinkler arasındaki olması gereken mesafeyi bulmak için; yarıçap x 2 x 0.6 = iki sprinkler arasındaki mesafe eşitliğini kullanmalıyız.
     
     Eğer sulama sistemimizi devamlı rüzgar alan bir arazide kuruyorsak, o zaman, yukarıdaki eşitlik; yarıçap x 2 x 0.6 x 0.55 = iki sprinkler arasındaki mesafe şekline gelecektir. Dar alanda sulama yapıldığında, sprinklerin üzerinde sulama mesafelerini ayarlayan düzenekten yararlanılır.
     
     Burada hemen belirtilmelidir ki, sprinklerin su atma mesafesi en fazla %50 kadar azaltılabilir. Bundan daha fazla azaltılacak olduğunda, sorunlarla karşı karşıya gelinebilir. Eğer bu azaltma miktarı yetmiyorsa, o zaman memesi kısa mesafeye su göndermek üzere ayarlanmış özel sprinkler kullanılmalıdır.
     
     Uzun ve dar alanların sulanmasında çoğunlukla 4' x 15' rectangular desenli sprinkler kullanılır. Bu sprinkler, suyu bir yöne yaklaşık 4.5 m (15') ve diğer yöne (900 dönüşlü) yaklaşık 1.5m (4'-6') kadar gönderir. Bu teknik tespitlerden sonra, sulama sistemi planının yapılmasında ikinci adım, sulama yapılacak sahada bulunan her bir sulama bölgesinin belirlenmesidir. Arazinin farklı bölgelerinde farklı miktarlarda suya ihtiyaç duyulur.
     
     Örneğin çim, ağaççıkların ihtiyaç duyduğu miktardan daha fazla suya ihtiyaç duyar. Arazideki binanın gölge tarafında kalan bitkiler, güneşli tarafta kalan bitkilere göre suya daha az miktarda ihtiyaç duyar. Tropik kökenli bitkiler, çöl kökenli bitkilere göre daha fazla suya ihtiyaç duyarlar.
     
     Bunlara göre, çevre düzenlemesi yapılan arazinin planı üzerinde, sulama bölgelerinin tespit edilmesi gereklidir. Bunu yaparken altta belirtilen detaylara ayrıca dikkat etmek gerekir.
     

  • Örtü bitkileri ile ağaççıklar aynı sulama bölgesinde bulunmamalıdır. Böylece ilk adım olarak, plan üzerinde örtü bitkileri ve ağaççıklar diye iki sulama bölgesi ayrılacaktır.
  • Yukarıdaki her bir sulama bölgesindeki güneşlenme durumu tespit edilmelidir. Güneş alan yerdeki bitkiler, aynı bitkiler olsa da gölgede kalanlara göre daha fazla suya ihtiyaç duyacaklardır. İkinci adım olarak, örtü bitkileri ile ağaççıkların bulundukları yerler, gölgede kalan ve güneş alan diye ikiye ayrılmalıdır.
  • Geriye kalan bitkilerin yaklaşık olarak eşit miktarlarda suya ihtiyaç duyanlarını bir araya getiren, bir diğer, sulama bölgesi de plan üzerinde belirlenmelidir.
  • Büyük sahalarda çevre düzenleme çalışması yapılıyor ve buradaki sulama sistemi planlanıyorsa, yukarıdaki sulama bölgelerine ek olarak, toprak tiplerine göre de sulama bölgelerinin tespit edilmesi gerekir.
  • Bu bölgelerde yapılacak sulama, kendine ait valfleriyle kontrol edilmelidir. Böylece, her bir sulama bölgesi için ihtiyaç duyulan suyun verilmesi için gerekli olan zaman ayarlamaları kolaylıkla yapılabilecektir.
  • Damlama sulama, sulama yöntemi olarak seçilirse, su ihtiyaçları farklı olan bitkileri bir arada bulundurmak mümkün olabilir.
  • Yapılacak sulama, bitkilerin susuzluktan ölmesini engellemesine karşın, bitki hastalıklarıyla iyi bir mücadele yapma gerekliliğini ortaya çıkaracaktır.
  • Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    İşte ekmek ve maliyet analizi

    31/10/2007
    Kategori: Zirai Haber

    1 Çuval Un

    50

    Kğ'dır

    1 Çuval Undan

    66

    Kğ Ekmek

    1 Çuval Undan 50 Gr'lık

    1320

    Ad Ekmek

    2 Çuval Undan 100 Gr'lık

    660

    Ad Ekmek

    3 Çuval Undan 150 Gr'lık

    440

    Ad Ekmek

    4 Çuval Undan 200 Gr'lık

    330

    Ad Ekmek

    5 Çuval Undan 250 Gr'lık

    264

    Ad Ekmek

    6 Çuval Undan 300 Gr'lık

    220

    Ad Ekmek

     

     

     

    1 Çuval 59 Kğ Un

    31

    YTL

    1 Kğ ekmekte un maliyeti

    469.697

    TL* (0,047 YKR)

    50 Gr ekmekte un maliyeti

    23.485

    TL  (0,024 YKR)

    100 Gr ekmekte un maliyeti

    46.970

    TL  (0,047 YKR)

    150 Gr ekmekte un maliyeti

    70.455

    TL  (0,070 YKR)

    200 Gr ekmekte un maliyeti

    93.939

    TL  (0,094 YKR)

    250 Gr ekmekte un maliyeti

    117.424

    TL  (0,12 YKR)

    300 Gr ekmekte un maliyeti

    141.050

    TL  (0,14 YKR)

    * Anlaşılması için TL verilmiştir.

     

     

     

     

     

    Konya'da 150 Gr ekmek

    250.000

    TL'ye satılmaktadır

    Konya'da 150 Gr ekmeğin

    70.455

    un maliyeti vardır

    Bir çuval un 1 yıl önce

    29

    YTL idi

    Bir çuval un şimdi

    31

    YTL

    1 yıllık artış oranı

    7%

     

    Aralık 2006 Konya'da ekmek

    200

    Gr'dı

    Ekim 2007 Konya'da ekmek

    150

    Gr

    Konya ekmeğe 9 ayda

    25%

    zam geldi


    Konya'da 250.000 (25 YKR)'ye satılan  150 gr ekmekteki un maliyeti 2006'da 65.845.-TL idi.
     Konya'da 250.000 (25 YKR)'ye satılan  150 gr ekmekteki un maliyeti 2007'de 70.455.-TL oldu.
     Şimdi zam talep ediyorlar.
    Hep böyle yaptılar.
     Daha 10 yıl önce ekmeğimiz 500 Gr'dı
     Şimdi 150 Gr
    Buda çok gelir ise 50 Gr olsun fırıncı kardeş.

    Buğday zamlanırsa ekmeğe ne kadar yansır!

    http://www.tuketiciler.org/?com=news.read&ID=2158

    Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    Hakkari’de tarım ve terör...

    25/10/2007
    Kategori: Zirai Haber

    Hakkari’de tarım ve terör...

     

    Yaşanan terör olayları nedeniyle Hakkari hemen her gün medyaya haber oluyor. Gazetelerde boy boy fotoğraflar. Televizyonlarda yürek parçalayan görüntüler. Tanklar, silahlar, kan ve gözyaşı.

    Amerika’nın Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek için oynadığı oyunun, sürdürdüğü emperyalist savaşın yansımaları bu. Her gün gazetelerde okuduklarınız, televizyonlarda gördükleriniz Hakkari’nin sadece bir yüzünü yansıtıyor. Medyaya yansımayan bir başka yüzü var, Hakkari’nin. Hakkari’de bir başka savaş, bir başka mücadele daha yaşanıyor. Kalkınma mücadelesi. Bu mücadelede kan ve gözyaşı yok.Üretmenin sevinci var.

    Geçen cumartesi bu sevince tanık olduk. Hakkari’de ilk kez bir fuar düzenlendi. Hakkari Marka Ürünleri 1.Fuarı. Hakkari Valiliği Tarım İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen fuar Hakkari’nin diğer yüzünü yansıtıyordu.

    Fuarda genç kızların hayallerini işlediği, onların dünyasını yansıtan Hakkari kilimleri sergilendi. Şemdinli, Çukurca, Yüksekova ve Hakkari Merkez de üretilen tarımsal ürünler tanıtıldı.

    Neler yok ki?

    Şemdinli’nin balı, Çukurca’nın narı, Yüksekova’nın sebze ve meyveleri tazesi ve kurutulmuşu birlikte sergilendi. Ceviz, elma, üzüm, ayva, kabak,domates ve bakliyat ürünleri hemen her standda vardı. Fuarın gözdesi ise aşılı fideden elde edilen her biri 15 - 20 kiloyu bulan karpuzlardı. Sadece ürünler sergilenmiyordu bu fuarda. Çiftçilerin, ziraat mühendislerinin,yerel yöneticilerin yüzündeki üretim sevinci de yansıyordu fuara. Her standta üretmenin mutluluğu, başarmanın gururu vardı.

    Bu gelişmelerin baş mimarı ise, Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu. Tokat Valiliği döneminde tanıdığımız Ayhan Nasuhbeyoğlu, gittiği her ilde valilik konutunun bahçesine sera kurarak üretim yapacak kadar tarımı seven bir vali.

    Gerçek bir çiftçi dostu olan Ayhan Nasuhbeyoğlu, gittiği her ilde tarıma büyük önem veriyor. Uygulamaya koyduğu projelerle tarımda büyük bir dönüşümün önderi oluyor.

    “Bir Köy Bir Ürün “ projesi ile Tokat’ı sebze ve meyve üretiminin merkezi yaptı. Sadece üretim artışı sağlanmadı, ihracatta da söz sahibi oldu.Tokat, özellikle domateste marka oldu.

    Ayhan Bey, benzer bir projeyi Hakkari’de “Organize Hayvancılık Köyleri” adıyla uyguluyor. Nüfusunun yüzde 70’i tarımdan geçinen ve bunun da yüzde 50’sinin hayvancılık yaptığı dikkate alınırsa yakın gelecekte Hakkari, hayvancılığın merkezi olursa kimse şaşırmasın.

    İki yıl önce Hakkari’de göreve başladı. Bu iki yılda 50 bin ceviz fidanı dikildi. Türkiye’de ve dünyada ceviz konusundaki çalışmaları ile bilinen dostumuz Prof. Dr. Yaşar Akça’ nın da çabaları ile yakında Zap vadisine binlerce yeni ceviz ağacı dikilecek. Hakkari’nin gelecekteki en önemli gelir kaynaklarından birisi ceviz olacak.

    Hakkari’de ilk kez aşılı fideden domates ve karpuz üretimi de Ayhan Nasuhbeyoğlu’ nun çabaları ile başladı. Deneme üretimi için Hakkari’ye 50 bin aşılı fide gönderen dostumuz Hasan Ünal, bu yıl Hakkari’den çok büyük miktarda fide siparişi aldıklarını söylüyor. Ünal’ın tespitlerine göre Hakkari’de yılda 500 bin ton domates ve 500 bin ton karpuz üretmek mümkün.

    Ayhan Nasuhbeyoğlu, bu çalışmaları yaparken Hakkari’deki çiftçilerden, yerel yöneticilerden büyük destek görüyor. Hakkari Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Adnan Şen’in deyimi ile Hakkarili’ye ilk kez  balık vermek yerine balık tutması öğretiliyor.

    Çiftçilerin sorunları ile yakından ilgilenen, Hakkari ve bölgenin tarıma ilişkin sorunlarını her platformda dile getiren Yüksekova Ziraat Odası Başkanı Adnan Onay, Ayhan Nasuhbeyoğlu’ nun  Hakkari için, çiftçiler için çok büyük bir şans olduğunu dile getiriyor. Hakkari’de tarım ve hayvancılık alanında yapılan çalışmaları başarıyla yürüten Tarım İl Müdürü Mehmet Gündoğdu, Proje Şube Müdürü Kerem Kazak’ın çabalarını da unutmamak gerekir. Çiftçilerin sorunları ile birebir ilgileniyorlar, büyük bir özveri ile çalışarak onlara ışık tutuyorlar.

    Hakkari’de düzenlenen ve tarımsal potansiyeli yansıtan ilk fuara tanıklık yapmak, düzenlenen panelde görüşlerimizi paylaşmak 11 yıllık tarım yazarlığımızın en mutluluk verici çalışmalarından biri oldu. Hakkari’de çiftçilerle birlikte yaşadığımız üretim sevinci bize terörün üretimle, bilinçle, eğitimle yenilebileceği umudunu verdi.

    Kişisel bir sevincimizi de paylaşmakta yarar var.

    (İzninizle bu bölümü birinci tekil şahıs olarak yazacağım.)

    Tunceli’de doğdum. İlkokulu orada okudum. Orta öğrenimi Ankara’da, üniversiteyi İzmir’de tamamladım.

    Vizontele’nin Yılmaz’ı gibi öğrenciliğimin yazı köyde, okul zamanı Ankara ve daha sonra da İzmir’de geçti.

    Çocukluğumdan beri radyodan dinlediğim,gazetelerden okuduğum, televizyonlardan izlediğim bir çok haberde Tunceli ile Hakkari birlikte anılır.

    Yatırım, üretim,ihracat ve daha bir çok istatistiğe dayalı haberde sonunculuk ya Tunceli’nin ya da Hakkari’nindir.

    Bu nedenle Hakkari’yi görmeyi yaşamım boyunca çok istedim.

    Tezkerenin kabul edildiği, ortamın gergin olduğu ve bir çok arkadaşımın “bu dönemde  gidilir mi” dediği Hakkari’ye gitmeyi çok istedim.

    Hakkari’ye ulaşınca 17 yıldır görmediğim Tunceli’yi gördüm. Köyümüzü, evimizi, gördüm. Çocukluğumu, gençliğimin o ilk yıllarını yeniden yaşadım.

    Dönüş yolunda cep telefonuma gelen mesajla irkildim.Yüksekova’da pusuya düşürülen 12 genç bir daha çocukluğunu, gençliğini yaşayamayacak. Bundan daha büyük acı olabilir mi?

    Hakkari’ye ilk gidişimizdi bu, elbette son olmayacak. Adnan Onay’ a sözümüz var. En yakın zamanda Yüksekova’ya gideceğiz. Ceviz dikmeye, sebze üretmeye, kalkınma mücadelesine omuz vermeye...  Ali Ekber YILDIRIM   24.10.2007/ Dünya Gazetesi

    Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    Tarımsal Krediler Ödeme Açısından Çok Daha Özel

    25/10/2007
    Kategori: Zirai Haber

    Tarımsal Krediler Ödeme Açısından Çok Daha Özel

     

    Tarım ve Hayvancılık sektöründe kullanılan krediler diğer sektörlerde kullanılan ticari kredilere göre geri ödeme süresi açısından çok daha uzun vadeli olduğunu belirten Tüm Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Yönetim Kurulu Başkanı Nizam Kağıtçıbaşı, ticari krediyle zirai kredi kullanımının geri ödemesinin pratikte farklılıklar gösterdiğine dikkat çekerek, şu bilgileri veriyor: "Ticari kredi bir iki ay süreyle kullanılır ve geriye dönüşü bu süre içinde mümkün olmaktadır. Ancak tarım ve hayvancılık kredilerinin geri dönüşü en erken bir yılı bulur."

    Zirai kredilerin ödeme açısından ticari kredilerden çok daha özel krediler olduğunu vurgulayan Kağıtçıbaşı, " Bugün zirai kredilerin neredeyse tamamına yakını T.C. Ziraat Bankası kanalıyla çiftçiye kullandırılıyor. Bunun sebebi ise Tarım Bakanlığı'nın tarım ve hayvancılığa verdiği sübvansiyonlu kredilerin, ancak Ziraat Bankası aracılığıyla kullanılabilmesi. Bu da Ziraat Bankasının iş yükünü aşırı derecede arttırıyor; çiftçi ise, gerekli zaman ve sürede zirai kredilerini kullanamıyor " değerlendirmesini yapıyor.

    Zirai Kredi Miktarı Maksimum 500 bin YTL

    Ziraat Bankasında ağır işleyen bir bürokrasi olduğuna işaret eden Kağıtçıbaşı, maksimum 500 bin YTL zirai kredi miktarına göre yapılan kredi başvurusunun şube, bölge, merkez ve sonunda yönetime kadar gittiği bilgisini vererek, şöyle konuşuyor: " İstenen ipotek , kefil, evrak ve dökümanların çokluğu sebebiyle, işler iyice uzuyor.... İşlemler, limit yükseldikçe daha da artıyor ve tüm işlemler hem şube hem de bölgede tekrarlanıyor....Tarım ve hayvancılık öyle bir sektördür ki zamanında para ve kredi bulamayıp ekimi yapamazsanız, gübreleyemezseniz, ilaçlayamazsanız, hayvanınıza yem veremezseniz en az bir senelik emeğiniz, sermayeniz, paranız boşa gider. Yani, 'geç gelen' kredinin telafisi, neredeyse mümkün değildir."

    Faiz hariç, yüzde 1,5 peşin komisyon kesiliyor

    Bugün ticari kredilerin piyasa faizi oranının %17,5 civarında olduğunu kaydeden Kağıtçıbaşı, Ziraat Bankası' nda faiz hariç yüzde 1,5 peşin komisyonun krediden kesildiğine ve kredinin çiftçiye maliyetinin yüzde 2' yi bulduğuna dikkat çekiyor. Kağıtçıbaşı, " Özel bankalar tarafından da, hazine kaynaklı sübvansiyonlu tarım ve hayvancılık kredileri kullandırıldığı takdirde, çok daha hızlı işlem, daha az bürokrasi olacak; daha az komisyon kullanılacak" diyor. Dünya Gazetesi

    Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    Deli dana hastalığı yüzünden yasaklanan ithalat izni çıktı, 2 bin baş Avustralya'dan getirilecek

    24/10/2007
    Kategori: Zirai Haber

    Deli dana hastalığı yüzünden yasaklanan ithalat izni çıktı, 2 bin baş Avustralya'dan getirilecek / Sanayiciye 5 bin canlı hayvan ithali müjdesi, üretici tepkili

     

    Uzun süredir canlı hayvan ithalatı yapmayan Türkiye, geçen yıl çıkan YPK kararı uyarınca ilk ithalat kararını aldı. Toplam 5 bin baş olarak planlanın ithalatın ilk partisi 2 bin baş olarak Avustralya'dan getirilecek. Kalan kısmı ise yine bu ülke veya ABD ve Uruguay'dan karşılanacak. TİGEM'in açtığı ihaleye son başvuru tarihi 29 Kasım olarak belirlendi.

    Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Halil Tokoğlu, asıl mesleği veteriner olan Tarım Bakanı Mehdi Eker'in çeşitli kesimlerden gelen baskılara boyun eğerek böyle bir karara izin verdiğini öne sürdü. TİGEM Genel Müdürü İsmail Hakkı Sayın ise sabit tesis ve ahır yatırımlarını tamamladıklarını, toplam 5 bin hayvan için 10 milyon YTL'ye yakın kaynak ayrıldığını bildirdi. Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı Erdal Bahçıvan ise kaliteli hayvan ithalatına destek çıktı.

    YPK'dan ithalat izni alındı

    Avrupa ülkelerinde görülen deli dana hastalığı yüzünden uzun yıllardır, büyük yatırımlar hariç canlı hayvan ithalatı yapmayan Türkiye, geçen yıl çıkarılan YPK kararı uyarınca Avustralya'dan 2 bin baş süt sığırı ve düve ithal edecek.

    Halen resmi bir yasak olmamasına rağmen özellikle AB ülkelerinden hiç hayvan almayan Türkiye'de özel sektör yatırımcıları yıllardır damızlık ithalatının önünün açılmasını talep ediyordu. Ancak Tarım Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, deli dana hastalığını gerekçe göstererek ithalat belgesi düzenlemiyordu.

    Geçen yıl Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ve TİGEM bürokratları, Avustralya'da çeşitli incelemelerde bulunarak bu ülkeden canlı hayvan ithal edilmesi çalışmalarına başlamışlar ve YPK'dan toplam 5 bin canlı hayvan ithalatı için izin çıkarılmıştı.

    İlk kısım için ihalede son başvuru 29 Kasım

    Söz konusu ithalatın tamamı 2007 yılına yetişemeyeceği için, projenin 2008 yılı yatırım programında da yer alması konusunda YPK'dan izin alındı.

    TİGEM 5 bin hayvanlık ithalatın 2 bin başlık ilk kısmını ithal etmek amacıyla açtığı ihaleye ilişkin ilan dünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. İhaleye son başvuru tarihi 29 Kasım olarak belirlendi.

    Öte yandan Türkiye, Gümrük Birliği anlaşması çerçevesinde her yıl AB ülkelerinden zorunlu olarak ithal etmesi gereken 19 bin 500 tonluk et ithalatını da yapmıyor. Bunun yerine tavizli olarak başka tarım ürünleri ithal ediliyor.

    TİGEM 10 milyon YTL kaynak kullanacak

    Bu arada TİGEM Genel Müdürü İsmail Hakkı Sayın, 5 bin başlık hayvan ithalatı için yaklaşık 10 milyon YTL civarında bir kaynak kullanılacağını söyledi. Sayın, kalan 3 bin baş hayvanın Avustralya olabileceği gibi, ABD ve Uruguay'dan da getirilebileceğini anlattı. Gelen hayvanları kendi sürülerine katacaklarını belirten İsmail Hakkı Sayın, bunların doğacak yavrularını da talep olması halinde özel sektöre vereceklerini kaydetti.

    Tokoğlu: Eker baskı altında

    Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Halil Tokoğlu: "Menşei ne olursa olsun sektörde ithalatın her türlüsüne karşıyız. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker veteriner ve Sayın Bakan bu ülkeye hayvanın ne sebeplerle ithal edilemeyeceğini bilen bir insan. Neden bu baskılara boyun eğiyor anlam veremiyorum. Elinde her türlü bilgi ve belge var. Baskı altında olmasa ithalata müsaade etmezdi. Hayvancılık sektörü uzun dönemdir teşvik primlerini de alamadı. Sadece süt ve buzağı teşvik primi kaynaklı olmak üzere 200 milyon YTL'lik alacak var. Türkiye genelindeki 62 birlik başkanının ithalata tepki ve ödenmeyen teşvik primleriyle ilgili olarak önceki gün Ankara'da bir araya geldi. Ülkenin çok zor bir dönemden geçtiği günlerde tepkimizi frenledik. Hükümet bir yılın teşviklerini takip eden yıllarda ödemeyi alışkanlık haline getirdi.

    Kaymakçı: Deli dana riski var

    Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı: İthal edilecek hayvanlara ihtiyaç yok. Gelecek hayvanların deli dana hastalığı riski bulunuyor.

    Erkin: Hayvan da süt de yeterli

    İzmir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adnan Erkin ise: "Eğer ithalat yapılırsa deli dana hastalığı gibi önemli bir tehlike ile karşı karşıya kalabiliriz. Daha önceden bunun örneklerini yaşadık. Türkiye'de hayvan sayısı da, üretilen süt de yeterlidir."

    Türkiye Süt Sığırcılığı kurultayı İzmir'de başlıyor

    Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği ve Tire Süt Müstahsilleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından yarın "Türkiye Süt Sığırcılığı" konulu kurultay düzenleniyor.

    Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Mustafa Uluöz Bloku'nda gerçekleştirilecek kurultay öncesi basın toplantısı düzenleyen sektör temsilcileri, Türkiye süt sığırcılığı potansiyeline dikkat çekti. Sektörün yapısal sorunlarının, örgütlenmenin, genetik ıslah, beslenme, kaliteli süt üretimi konularının ele alınacağı kurultay cuma günü sona erecek.(Dünya Gazetesi)

    Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı